Arhavisitesi
Reklam
Arhavisitesi

Osman Nuri Özkan’ın Kaleminden ‘Karadeniz ve Atmaca’

Osman Nuri Özkan’ın kaleminden ‘Karadeniz ve Atmaca’

11 Aralık 2019 - 11:42 'de eklendi ve 71 kez görüntülendi. A+A-

Osman Nuri Özkan’ın Kaleminden ‘Karadeniz ve Atmaca’

KARADENİZ ve ATMACA
“Bir Atmaca Macerası”

“Atmacacılık; yalnızca bir sevda, zevk, macera veya spor değil doğayı koklama sanatıdır.”

Osman Nuri ÖZKAN

Yazıma yöremize özgü atmacacılık hakkında dağda söylenen güzel bir anonim lazca şiir ile başlamak istiyorum.

Atmaca vargolulun, iyi xolo doğani                 (Atmaca geçmiyor, hepsi doğan)

Hamseyi vargebulu, keşemiği yorgani             (Bu akşam inmiyorum, çıkar yorganımı)

Haʒ̆i oyiçkometu, kapçon mkçudi soğani        (Şimdi yenirdi, hamsili ekmek soğan)

Atmacacılık, ülkemizde genellikle Doğu Karadeniz Bölgesinde Artvin ve Rize dolaylarında yapılan lazların geleneksel bir av kültürüdür.

Atmaca (Accipiter nisus): Bayağı Atmaca olarak adlandırılan bu kuş Gündüz Yırtıcı Kuşları (Falconiformes) takımında Atmacagiller (Accipitridae) ailesinde yer alır. Bu ailede yer alan şahin, doğan, kartal, delice, kerkenez, çaylak, tuygun, çakır kuşu, akbaba gibi Doğu Karadeniz Bölgemizde yaşayan diğer yırtıcı kuşlardandır. Bu yırtıcı kuşlar ailesinin önemli özelliği çok hızlı hareket edebilmeleri ve çok uzağı görebilme yeteneğine sahip olmalarıdır.

Örneğin, aynı takımda bulunan Bayağı Doğan (Falco peregrinus) avlanma dalışı yaptıklarında 386 km/s hıza çıktıkları, bu hızıyla dünyanın en hızlı hayvanı oldukları ve ayrıca bu kuşların yaklaşık 4 km’ye kadar uzağı görebildikleri tespit edilmiştir.

Atmacanın önemli bir özelliği: Yakalandıkları zaman en yırtıcı kuşlardan oldukları halde insana çok çabuk alışmaları ve verilen av eğitimlerini kısa sürede kavramalarıdır.

Atmaca’nın morfolojik karakterleri ve yaşam süreleri: Erkekleri dişilerinden daha küçüktür. Vücut boyları 28-38 cm arasında değişir. Erkek-dişi, yavru-ergin ve vücutlarının sırt, karın, kuyruk ve diğer bölgelerindeki tüylerinin renklerine göre farklılıklar gösterir. Yaşam süreleri 12-13 yıl civarındadır.

Atmaca’nın barınma, avlanma ve üremeleri: Atmaca’lar ova ve dağlardaki her çeşit ağaçlıklı yerde barınırlar. Kuluçka zamanı hariç fundalık ve ağaç bulunan her yerde görülürler. Çit ve yol kenarlarında gündüz avlanırlar. Ağaçlar üzerinde yuva kurar. Senede 3-5 yumurta yumurtlarlar. Kışın bahçe ve parklarda da görülebilirler. Küçük ve orta büyüklükteki kuşlar, fare, kurbağa, sincap ve böceklerle beslenirler. Bazılarının leşlerle ve çok azının da meyvelerle beslendiği gözlenmiştir.

Atmaca temelinde bir kuş avcısıdır ve besininin % 97’sini kuşlar, geri kalan %3’ü ise küçük memeliler oluşturur. En kolay yakalanan türü genç olan acemi türleridir. Günümüze kadar atmacaya av olmuş yaklaşık 120 kuş türü saptanmıştır, bunun tamamına yakınını küçük ötücü kuşlar oluşturur. Atmacanın besin gereksinimi, yumurtlama ve yavru bakım dönemlerinde bir hayli artar. Üreyen bir çift bir yılda yaklaşık 2.200 serçe eşdeğeri av tüketebilir.

Atmacalar tek eşli ürerler ancak her yıl yeniden eşleşirler. Uygun üreme habitatı varlığında erkekler dişilere yakaladıkları avları sunarak öncelikle kuluçka ve yavru bakımı süresince aileye bakabileceklerini kanıtlarlar, aynı zamanda da yumurtaların üretilebilmesi için dişinin gerek duyduğu ek besini sağlarlar.

Atmacalar hakkında yapılan bilimsel bir araştırmalarda erkek kuşun yuvaya getirdiği avının dişi tarafından yavrulara yedirildiği gözlenmiştir. Erkek kuşun içgüdüsel olarak yavrularına getirdiği avı yavrularına yedirme yeteneği yoktur. Erkek Atmaca avını sadece yuvanın kenarına bırakıp gider. Önemli bir diğer gözlem ise yuvalardan bir tanesinden annenin alınıp erkek kuşun yapacağı besleme gözlenmiş fakat sonuç çok acı olmuştur. Erkek kuşun getirdiği avları sadece ve sadece yuvanın kenarına bırakıp oradan uzaklaşması nedeniyle yuvada bulunan yavruların açlıktan ölmesiyle sonuçlanmıştır. Bu araştırma sonucunda anlaşılmıştır ki erkeğin eko dengede yavrularını besleme konusunda bir bilgi ve yeteneği yoktur.

Atmacalar avını yakalamak için mevsime, habitata, bireysel tecrübeye, avın bolluğuna ve hava durumuna göre değişen farklı taktikler uygularlar. Atmacaların en sık uyguladıkları avlanma taktikleri;

– Tünekten tüneğe devriye

– Yüksekte devriye ve dalış

– Alçak uçuşla devriye

– Tünekte bekleme

olarak tanımlanabilir. Bu dört temel taktik dışında atmacanın yaralı ya da yavru kuşların çıkardığı çeşitli sesleri tanıyıp takip edebildiği, yerdeki ava yürüyerek yaklaşabildiği de bildirilmiştir.

Atmacanın ülkemiz üzerindeki dağılışı: Doğu Karadeniz bölgesinde genellikle Ağustos, Eylül ve Ekim aylarında, ayrıca ters göç zamanı denilen Mart, Nisan ve Mayıs aylarında görülürler. Karadeniz’in doğusu ve batısı, Marmara’nın batısı ve güneyi, Akdeniz’in güney doğusu, Egenin bazı yerlerinde, Orta ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinde görülen göçmen kuşlardır.

Karadeniz’de atmacacılar tarafından yapılan gözlemlerde, atmacaların geçişlerinde yağmurlu ve sisli havalardan çok etkilendikleri görülmüştür.

Atmacanın yaşam yerleri ve göç yolları: Atmaca’lar; Avrupa, Asya ve Afrika’nın ormanlık bölgelerinde yaşar. Ağustos ayından başlamak üzere Eylül, Ekim, Kasım hatta Aralık ayının sonuna kadar kuzeyden güneye ve kışı güneyde geçirdikten sonra, Mart, Nisan, Mayıs, Haziran aylarında da güneyden kuzeye göç etmektedir. Edinilen bilgilere göre atmacalar sonbahar göçünde orta Avrupa, orta Rusya ve güney batı Asya ormanlıklarından güneye doğru göç ederler. Bu göçler esnasında iki yoldan ülkemizin doğu ve batı sınırlarına yakın bir yol takip ederler. Birinci göç yolları Alp’lerden başlamak üzere Adriyatik sahilleri, Yunanistan, Doğu Trakya ve İstanbul Boğazı’nı takiben güneye inerler. İkinci yol ise Orta Rusya’dan başlamak üzere Kafkas Dağları’nın batı yamaçlarını takiben Karadeniz kıyılarından geçerek güneye inerler.

Göçmen kuşlar farklı mevsimleri farklı coğrafyalarda geçiren kuş türlerinden oluşan bir gruptur. Her yıl dünyaca 50 milyar kuşun göç ettiği tahmin edilir. Bunlardan 5 milyarı Avrupa ile Afrika arasında göç eder.

Türkiye bulunduğu coğrafi konum itibariyle göçmen kuşlar için önemli bir göç rotasıdır. Özellikle süzülerek göç eden türler açısından, Afrika-Avrupa ve Afrika-Asya doğrultusunda küresel öneme sahiptir. Bazı türler Türkiye üzerinden geçerek üreme alanlarına ulaşırken, bazıları ise kışlamak için Türkiye’ye göç ederler. Türkiye, Avrupa ve Afrika kıtaları arasında göç eden kuşlar için bir köprü oluşturması ve 400’ü aşkın göçmen türü barındırması bakımından özel bir konuma ve ulusalar arası önemi haizdir.

Binlerce kuş türü gibi atmacalar da, her sene vakti geldiği zaman üreme ve kışlama bölgeleri arasında uzun yolculuklar yaparlar. Yılda iki defa Kuzey ve Güney yarım küreleri arasında göç ederler. Kış aylarında havaların soğumasıyla besin bulmak zorlaşır ve rekabet artar. Bu sebeple Kuzey yarımkürede üreyen göçmen kuşlar, her sonbaharda Güney yarımküreye doğru göç hareketine girişir. Güney daha sıcak ve besin bakımından daha zengin olduğundan iyi bir kışlama alanı teşkil eder. İlkbaharın başlamasıyla da güneyden kuzeye dönüş göçüne başlarlar. İlkbaharda kuzey bölgeleri kuş akınlarına uğrar. İlkbaharda kuzeye gelen kuşlar, ilkbahar, yaz ve sonbahar mevsimleri olmak üzere yılın dörtte üçünü bu geniş alanlarda geçirirler. Yalnız kış mevsiminde tropik bölgelerde barınırlar.

Göçmen kuşların çoğu (özellikle küçük ötücü kuşlar) göç için gerekli enerjiyi uzun yolculuğa çıkmadan önce ne bulurlarsa yiyerek vücutlarında depoladıkları yağdan sağlarlar. Fakat Atmaca gibi yırtıcı kuşlar ise, bedenlerinin büyüklüğü sebebiyle yağ depolayamazlar. Onlar, göç yolculuklarında güneşin toprak ve üstündeki hava katmanlarını ısıtması sonucu yükselen ve termal olarak adlandırılan hava kitlelerini kullanırlar. Geniş kanatlarını kullanarak bir termal yardımıyla yükselir ve termalden termale süzülerek yollarına devam ederler. Bu metodla az enerji harcamış olurlar. Denizler üzerinde termallerin oluşmaması, karalar üzerinden dolaşarak daha uzun göç yollarını takip etmelerine sebep olur. Yolculuk ve mola esnasında da avlanmalarına devam ederler.

Göç eden milyonlarca kuş, geceleme ve beslenme için uygun habitatlara ihtiyaç duyarlar. Anadolu coğrafyasına giren bireyler geniş bir alanda dağılım göstererek göçüne devam etmektedir. Bu anlamda Önemli Doğa Alanları’nın birçoğu farklı ölçeklerde göçmen kuşların geçişine ev sahipliği yapmaktadır. Ancak, tüm bu alanlar içerisinde Amanos DağlarıBoğaziçiÇoruh Vadisi ve Doğu Karadeniz Dağları ÖDA’ları göçmen kuş popülasyonu açısından yüksek yoğunluğa sahip ve hayati önem taşıyan alanlar arasındadır. (Önemli Doğa Alanı (ÖDA) kavramı, hassas ve benzersiz doğal alanları belirlemek üzere kullanılan bir önceliklendirme yaklaşımıdır.)

Son yapılan çalışmalarda Büyükçekmece Havzası ile Güzelce-Tepecik mevkiinde Doğu Karadeniz Dağları ÖDA’sı Borçka bölgesinde yırtıcı kuş göçü yoğun şekilde gözlenmiştir. Bu alanlarda daha detaylı bilimsel araştırmaların gerçekleşmesine ihtiyaç duyulmaktadır.

Göç yollarında üzerinde yaşanan önemli tehditlerin başında, göçmen kuşlara yönelik yasa dışı avcılık gelmektedir. Özellikle Hatay ili içerisinde yırtıcı kuşların yasa dışı avlanması göç döneminde ciddi boyutlara ulaşmıştır. Yasa dışı avlanan yırtıcıların başında yılan kartalı (Circaetus gallicus), arı şahini (Pernis apivorus) ve şahin (Buteo buteo) gelmektedir.

Diğer önemli bir tehdit ise; göçmen kuşların geceleme ve beslenme alanlarının tahrip edilmesidir. Göç rotası üzerindeki sulak alanlar tarımsal sulama ve drenaj gibi sebeplerle kurutulmakta, meralar tarım alanlarına dönüştürülmekte, enerji nakil hatları yada güneş/rüzgar enerji santralleri inşa edilmekte, kentsel ve endüstriyel genişlemeye maruz kalmaktadır. Bu durum bölgede üreyen ve nesli küresel ölçekte tehdit altında olan şah kartal (Aquila heliaca) için de en büyük tehditlerden birini oluşturmaktadır.

Ayrıca son yıllarda Doğu Karadeniz bölgemizde göçmen kuşların, hidroelektrik santrallerin çoğalması nedeniyle ve göç yollarında bulunan ırmak, dere, gölet vb. sulak alanlarının azalması/kuruması sonucu beslendikleri ekosistemlerinin bozulması sebebiyle çok etkilendikleri gözlenmektedir. Bu doğal dengenin bozulması kuşlar, insanlar ve tüm canlılar için ciddi bir tehdit oluşturmaktadır.

ATMCACILIK İÇİN BİLİNMESİ VE UYULMASI GEKEREK ÖNEMLİ HUSUSLAR:

Atmacacılık Esas ve Usulleri eğitimi almadan avcılık yapılmamalıdır.

Atmacacılık Esas ve Usulleri eğitimi
, atmacacılık kültürünün doğaya zarar vermeyecek şekilde sürdürülmesi amacı ile ulusal ve uluslararası mevzuatlar dikkate alınarak, atmacacıların eğitilmesi, sertifika verilmesi, atmacaların muhafazası, tutma ve bulundurma limitleri, doğaya bırakılması ile ilgili esas ve usullerini içermektedir.

Atmaca yakalamak, bulundurmak ve atmaca ile avlanmak için, Çevre ve Orman Bakanlığı ile Milli Eğitim Bakanlığı arasında imzalanan işbirliği protokolü kapsamında düzenlenen Avcı Eğitimi Kursuna ve ayrıca 6 ders saatlik Atmacacılık Kursuna katılmak ve başarı belgesi almış olmak şarttır. Atmacacılık kursları Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü’nce hazırlanan ders notları esas alınarak yapılmaktadır.

Atmacacıların dikkat etmesi gereken diğer önemli hususlar;

– Atmacacılık için yapılan gece kalma yerleri ile gözlem yerleri için bitki örtüsüne, doğaya ve çevreye zarar verilmeden yapılmalıdır.

– Atmacayı avlamak için ağaçlara sabit ağ (skence) kurularak yapılmamalıdır.

– Atmacalara beslemek için başka kuşlar avlanıp verilmemelidir.

– Yakalanan atmacalarla bıldırcın avı zevkini yaşadıktan sonra kış gelmeden evlerde saklanmadan tekrar doğaya salıverilmesine özen gösterilmedir. Bu popülasyonun devamı açısından çok önemlidir.

– Ters göç zamanı olarak bilinen Mart-Nisan-Mayıs aylarında atmaca avının yapılmamalıdır. Çünkü üreme yerlerine gitmekte olan kuşları yollarından alıkoymak, üremesini engelleyerek neslini devam ettirememesine neden olacaktır.

ATMACALARIN ÇEŞİTLERİ NELERDİR?

Atmacalar, bilimsel bir dayanağı olmamakla birlikte tüylerinin rengi ve şekillerine göre dört ana gruba ayrılır.

1) KARALAR

Bu tür doğada mevcut olan atmacaların % 45-50’ini oluşturur. Amaca uygun olanı kıymetli ise de huysuz ve avına gitmeyenine de sıkça bu grupta rastlanılmaktadır. Çeşitleri;

  • Kara
  • Karanın ufağı
  • Karanın büyüğü
  • Mçita kara
  • Kara kızıl (Kara kızı)
  • Açık kara
  • Boz kara
  • Beyaz açık kara
  • Kel boz kara
  • Beyaz karanın büyüğü
  • Karanın ispiri

 

2) KIZILLAR

Doğadaki atmacalarının % 35-40’ini oluştururlar. İyi avcı oldukları bilinmektedir. Çeşitleri;

  • Kızıl
  • Kızılın ufağı
  • Kızılın büyüğü
  • Çam kızıl
  • Boz kızıl
  • Sarı boz kızıl
  • Mçita kızıl
  • Xasi mçita kızıl
  • Kçe kızıl
  • Kirli kızıl (Pinti kızıl)
  • Beyaz boz kızıl
  • Pak boz kızıl
  • Yanmış çam kızıl
  • Uça çam kızıl (Kara çam kızıl)
  • Beyaz çam kızıl
  • Mçita çam kızıl
  • Kızıl ispiri

 

3) SARILAR

Doğadaki atmacaların % 10-20’ini oluştururlar. Atmacaların en asil olanları bu türdendir. Avcılar arasında Sarı ve İspiri Atmacaların piri olarak kabul edilmektedir. Çeşitleri;

  • Sarı
  • Sarının ufağı
  • Sarının büyüğü
  • Sarı çam kızıl
  • Sarı boz kızıl
  • Açık sarı
  • Yanmış sarı
  • Beyaz açık sarı
  • İpek sarı
  • Sarı ispiri

 

4) BEYAZLAR

Atmacanın kralıdır. En güzeli ve en değerlisidir. Çok nadir bulunan bir tür olduğu için kendisine aynı zamanda da ‘ALBİNO BEYAZ’ atmaca denilir. Albino ya da albinizm, soydan geçen bir metabolizma hastalığıdır. Genetik bir sağlık problemi olan bu tür kuşlar çok sağlıklı ve dayanıklı değildir. Doğadaki atmacaların % 0,1’ini oluşturmaktadır.

  • İspiri (Beyaz İspiri, Beyaz Atmaca)

Atmacacılar için, atmacanın dişi ve genç oluşu çok önemlidir.

Tüylek, bir yaşından büyük atmacaya verilen addır.

Mamuli3i, atmacanın erkeğine verilen addır.

Tüylek ve erkek atmacalar, atmacılar tarafından pek beğenilmez. İnsana alışmaları ve eğitilmeleri zordur. Dişi ve bir yaşını doldurmayan atmacalar daha kolay yakalandıkları ve insanlara alışmaları ile eğitilmeleri daha çabuk olduğu için tercih edilmektedirler.

SIRA GELDİ ATMACA MACERASINI DETAYLI BİR ŞEKİLDE ANLATMAYA..

Bu maceraya önce Dana Burnu (ğvapa) böceğini yakalamakla başlanır. Bu böcek genellikle tarlalarda, taşların altında veya büyükbaş hayvan dışkıları altında bulunurlar. Yuvasının deliğine sabunlu suyu dökerek yakalanır. Sabunlu suyu deliğe boşaltıldıktan sonra maceramızın ilk faslı başlamış olur. Acaba bu böcek yuvasında mevcut mu? Acaba çıkacak mı diye kendimize sorular sorarak tatlı bir beklemeye koyuluruz. Eğer yuvasında ise gözü sabunlu suyla yanmaya başlayıp dayanamayacak derecede rahatsız olunca çıkmak zorunda kalır. Hemen temiz bir suyla yıkayarak topraklı saklama kaplarına konur. Daha sonra bu böceği Örümcek Kuşu (ğaço)’nu tutmak için kullanırız. Çünkü örümcek kuşunun en sevdiği böcek dana burnudur. Bu böceği bulamadığımız zamanlarda çekirgeyi de yem olarak kullanırız. Fakat çekirgeyi kafeste yönetmek ve sağlık tutmak çok daha zor olduğu için dana burnu böceği tercih edilir. Fakat ne yazık ki son yıllarda yanlış gübre ve tarım ilaçları kullanımı sonucu ekosistemleri ve doğal yapı bozulduğundan bu böceği bulmak bir hayli zorlaşmıştır.

Sırada Kafes (raği)’in imalatı var. Şayet önceki yıllardan elimizde mevcut ise o kullanılır, yoksa yenisi imal edilir. Kafesin imalatı, kuşun rahat hareket edebileceği büyüklükte bir tahtanın üzeri tel örgü ile kaplayarak, kapısını saç tenekeden ve bu kapının gerilmesini sağlamak için de gergi teli kullanılarak yapılır. Bu gergi telini bir ip aracılığıyla gererek kuşun kafese gelişinde oturacağı bir ahşap tuzak düzenekle tutturulur. Kafes’in orta kısmına örümcek kuşunun yakalandığında dana burnunu yememesi için yine küçük bir tel kafes içine bir iple ön ayağı havada olacak şekilde bağlanır. Bu şekilde böceğin devamlı oynaması ve örümcek kuşunun bu böceği daha iyi görmesi sağlanır. Dana burnu yerine çekirge de kullanılır.

Daha sonra bir sonraki maceraya geçilir. Örümcek kuşlarının bulunabileceği genellikle çaylık, ovalık vb. alanlara özellikle kurumuş dal bulunan yerlere gidilir. Kafes, genellikle kurumuş bir dal olan alanının yakınına kuşun görebileceği açık yere kurulmuş olarak konur. Örümcek kuşu kafesteki dana burnunu veya çekirgeyi gördüğünde bu avını yemek için kafesin yanına gelir. Kurulmuş tuzağı anlamadan kafeste kurulu bulunan oturma çubuğuna oturursa, kuşun ağırlığından dolayı düzenek harekete geçerek kafes kapağı kapanarak kuş kafesin içinde kalır. Tabii tüm bu süreçleri yaşarken kuşu ve kafesi uzaktan gözlemek, sessiz olmak, doğayı seyrederken teneffüs etmek ve koklamak bir başka zevk verir insana. Bu macerayı ne kadar yazıp fotoğraflasak bile ancak yaşayarak tam anlayabiliriz.

Ve bir sonraki maceraya geçilir. Yakalanan bu kuşu ayakları zarar görmemesi için deri bağcıklı bir iple ayaklarından bağlayarak bir çubuğa bağlanır. Bu çubuk genellikle bir genç sürgün fındık dalıdır. Çünkü yörede en çok bulunan ağaç türüdür. Ardından bu kuşun eğitimine başlanır. Birkaç pratik yaptırılır. Çubukta iyi oynuyorsa, oynarken yukarıya doğru uçuyorsa ve asılıp bağırmıyorsa bu kuş ihtiyacımızı karşılayacak iyi kuştur demektir. İyi oynayan bu kuş Lazca’da “Kayı naisteyams kinçiyen” olarak adlandırılır. Atmacalarda olduğu gibi örümcek kuşlarının da genellikle iyi eğitildikleri için dişi olanları tercih edilir. Örümcek kuşuna her gün taze kırmızı et verilir. Önce elle yedirilir. Daha sonra yemeğe alıştırıldığında geçici evi sayılan oturacağı çubuğuna bağlanır. Kendisi acıktığında oradan yer.

Örümcek kuşuna daha sonra, atmaca avına çıkılacağı zaman atmacayı gördüğünde bağırmaması ve çubuğundan sarkmadan oynaması, ayrıca karşıdan gelen atmacayı görememesi için sadece çubuğunu alttan görebilecek şekilde gözlerinin üst tarafı bir deri parçasıyla kapatılır. Kısaca kuşa bir gözlük yani sadece kendi oturma çubuğunu görme penceresi yapılır. Bu deri parçasının hazırlanışı; önce küçük bir düğme şeklinde yuvarlak olarak kesilir. Sonra ortadan ikiye bölünerek ısıtılır ve ısıtıldıkça kibrit çöpüyle bombeli bir şekil verilir. Ve bu iki parçayı örümcek kuşunun her iki göz kapağını üst tarafına kuşa zarar vermeyecek şekilde bir yapıştırıcıyla yapıştırılır. Sonradan atmaca avı görevi bitince bu deriler kuşa zarar vermeden sökülerek doğaya tekrar salıverilir.

Ve artık yol göründü.. Bundan sonra dağ yolculuğu başlar. Dağ yolculuğu için  önce dağda kalınacak gün sayısına göre giyecek, yiyecek ve içecek ihtiyaçları alınır. Atmacayı yakalamak için gerilecek ağ, yakaladıktan sonra kullanılacak bez mendil, ip, bıçak unutulmamalı. Dağın neşesi oyun kağıdı ve neşenin doruğuna ulaşmak için isteğe ve beceriye bağlı olarak bir müzik aleti alınır. Kendimizi güvende hissetmek ve aksi durumlarda tehlikelere karşı korunmak için silah yanımıza alınır. Avlama alanlarında gece kalınacaksa lamba ve konaklama evi yoksa çadır alınır. Genellikle çadır yerine atmaca zamanından önce işin ustaları bir arkadaş grubuyla dağa gidilip kalınacak ahşap konaklama evi inşa edilir. Hazır durumda bekletilir. Aynı zamanda bu dağ evi dinlenme amaçlı olarak başka zamanlarda da kullanılır.

Bu dağ yolculuğu gündüz veya gece oluşuna göre başka bir maceradır. Şimdiki gibi atmaca tutma yerlerine araba yollarından yürüyerek veya araba ile gidilmezdi. Eski yıllarda çok daha güçlükle fakat bir o kadarda zevkle yapılırdı bu yolculuklar. Ormanın patika yollarında yürümek yorucu fakat yolun zorluklarını ve güzelliklerini yaşamak farklı bir anı bırakırdı bize. Yollarda kaybolduğumuz olurdu. Ter içinde sırılsıklam olmadan gidilmez, saatler hatta bazen gün boyu sürerdi. Heyecanla doğayı koklayarak yürümek insan ömrüne ömür katardı. Ah o eski dağ patika yolları..

Atmaca geçme zamanları ve keyifli saatler.. Atmaca geçme zamanları havanın açık olduğu ve genellikle sabahın erken veya akşam üzeri saatleridir. Yemek vakitlerinde ve çay keyiflerinde mola verilir. Bunun dışında gün içinde dinlenilir, doğada dolaşılır veya yakın yerlerdeki diğer atmacacılar ziyaret edilir. Bu maceranın önemli bir unsuru akşamları yemeli-içmeli sohbetlerinin yapılması ve kağıt eğlence oyunlarının oynanmasıdır. Yanımızda hangi müzik aleti varsa o çalınır. Genellikle tulum veya saz tercih edilir. Bunlar yoksa radyo açılır. Türküler söylenir,  horonlar oynanır. Ormanın derinliğinde bağırarak yankı yaptırılması ayrı bir zevk verir insana. Gecenin sonu yüksek rakımda dağ suyunda demlenmiş iyi bir demli çayla sonlandırılır. Ve ertesi günün sabahına tekrar erken kalkıp maceraya devam etmek için dağ havasında ahşap yapılarda iyi bir uyku uyunmasıyla o gün sonlandırılır. Bu döngü kalınacak güne göre yaşanır gider..

Sıra geldi bir çalı kulübesi olan laz mimarisi yapıya.. Atmaca gözlem yeri=oturma yeri=tutma yeri, çerge (lazca’da:gelahunoni=atmacaşi yeri) olarak değişik isimlerde adlandırılan bu yapı, kuşların göç yolları üzerinde önü açık alanlara yapılır. Bu atmaca gözlem yerleri genellikle yeşil yapraklı ağaç dallarından veya otsu yeşil bitkiler ve eğrelti otlarından örülerek yapılır. Bu laz mimarisi yapı, sadece giriş kapısı yeri açıkta bulunan, atmaca gelen tarafta gözlem penceresi yer alan, içinde oturma yeri bulunan, üstü örtülü diğer tarafları ise kapalı derme çatma bir çalı kulübesi diyebiliriz. Giriş kapısı boşluğu aynı zamanda atmaca kuşu gelirken örümcek kuşunu oynatma alanı olarak kullanılır. Bu alanın hemen bitişiğine atmaca gelecek tarafta bir çift uzun çubuğa ağ gerilir. Bu ağın bir çubuğu toprak zeminde çatal şeklinde bir dala konur, diğer tarafı hemen çadırın bitişiğindeki ince bir dala bir iplikle tutturulur. Bunun nedeni, bu ağın önünde örümcek kuşu oynatılırken atmaca çarptığında ağın çözülüp atmacanın içinde sarmaş dolaş olup kaçmadan yakalanması içindir.

Ve artık doğayı dinlemek, koklamak ve yaşamak burada başlıyor.. Bu macerayı yaşayanlar yılın yorgunluğunun birçoğunu burada atmış olurlar. Öncelikle gözlem penceresinden bir kaç km mesafedeki tepelerden çıkıp gelen kuşun atmaca olup olmadığını anlamak gerekiyor. Sadece pencereden değil tüm çevreyi dikkatle gözlemek önemlidir. Ufak bir hata kaldırmaz. Bu hata ile sadece atmacayı kaçırmakla kalmayız aynı zamanda örümcek kuşunu de atmacaya kaptırabiliriz. Önce en uzak tepelerin yeşil ile mavinin birleştiği yerlerde, gökyüzünün maviliklerinde, denizin ufkunda, doğanın yeşilliklerinde yanı her yeri gözlem altında tutmalıyız..

Tabii maviliklere ve yeşilliklere bakmak bizi dinlendirdiği gibi bazen de dalıp gidiyoruz. Bazen yıl içinde çözümleyemediğimiz bir konuyu veya sorunu düşünür çözer, bazen de gelecek planlarımızdaki güzellikleri hayal eder dalarız. Şayet yanımızda bir dürbün varsa çevreyi farklı seyretmek ve atmacanın gelişini daha iyi gözlemlenebiliriz. Bu beklemede ve gözlem yapmada çok sabırlı olmak gerekiyor. Sabırlı olmanın ne demek olduğunu burada daha iyi kavrıyoruz. Atmaca kuşu görüş alanımıza girdiğinde hemen örümcek kuşunu ağın arkasından belli mesafeden atmacaya oynatmaya başlanır. Bu zaman zarfında çok dikkatli olmalıyız. Bir atmacacının en ustalık gerektiren anlarıdır. Çok sessiz kalınıp atmacaya görünmeden ve onu ürkütmeden gözlemek, aynı zamanda örümcek kuşunun de atmacayı görmemesi ve bağırtılmaması ve de devamlı güzel oynatılması önemlidir. Bazen atmacanın bizi kandırıp ters taraftan gelip örümcek kuşunu boğdurtmamak ayrı bir dikkat gerektirir.

İşte heyecanın arttığı zevkin doruğa ulaştığı anlar burada başlıyor.. Atmaca, o gün yemlenmemişse oynatılan bu örümcek kuşunu görünce hızlanır ve kuşa yaklaştığında son hızına ulaşarak pike yaparak kuşu yakalamak için ağın üzerine son hamlesini yapar. Bizde o anda örümcek kuşunu atmacaya  boğdurtmadan ağa çarpma yerinin ters istikametine doğru çekerek atmacayı yakalamış oluruz. Ağın içine takılan atmaca ağı devirir. O an çok hızlı ve çok dikkatli olmak zorundayız. Önce elimizdeki örümcek kuşunu emniyetli bir yere bırakıp sonra atmacayı ağdan kaçırmadan çıkarmak büyük ustalık ve soğukkanlılık gerektirir. En dikkat edilmesi gereken bu dolanmış ağdan atmacayı çıkarırken pençesine maruz kalmamaktır.  Aynı zamanda itina ile bu ağı bir sonraki avda tekrar kullanacağımızı unutmadan ağı yırtmadan atmacayı çıkarmaktır.

İşte asıl zevk bu avlanan atmacanın türünü ve kalitesini teşhis ettikten sonra; AUUUUUU HİH HİH HİİİİİİHHH şeklinde KARADENİZ LAZ USULÜ birkaç kez bağırarak mutluluğun doruğuna ulaşılır. Lazlarda bu bağırma olayı ‘AR KOGAMİURİ’ olarak nitelendirilir. Ve ardından yanımızda varsa zevkin bir üst doruğu olan silah atmaktır. İşte doğanın sessiz boşluğunda yankılanan bu sesler ve yaşanan keyif insanın tüm yorgunu alıp gider. İşte bu an, atmacacılık avında zevkin en doruğa ulaşma anıdır. Bu mutluluk gösterisinde amaç atmacacının önce kendi zevkini yaşaması ve aynı zamanda çevrede bulunan diğer atmacacı arkadaşlara da bu şekilde haber vermek suretiyle bu sevinci paylaşmaktır. Onlarında bu sevince ortak olmak için bağırarak veya silah atarak karşılık vermeleriyle bu güzel anlar burada sonlandırılır..

Eve dönüş hazırlıkları başlar.. İstenilen gün sayısını doldurduktan sonra dağdaki bu atmaca macerası biraz hüzünlü olsa bile eve geri dönüş macerasıyla devam eder. Yakalandığımız atmacaların iyi huylu ve güzel olanları avcı olarak eğitmek için yanımıza alırız. Yol boyunca zarar görmeyecek şekilde bir beze sarılır. Diğerleri tekrar doğaya salıverilir. O yıl tekrar atmacaya çıkılmayacaksa örümcek kuşunun de gözlerinin üst tarafındaki deri parçaları sökülerek doğaya bırakılır. Gereken eşyalar tekrar yanımıza alınır. Eve dönüş yolculuğu bir başka güzellikte başlar. Sohbetler, bağırmalar, molalar verilerek ve türküler söyleyerek yapılır..

Sıra geldi atmaca eğitimine.. İyi bir atmaca tutulup eve indirilmişse artık bu atmacayı eğitme macerasına geçilir. Atmacanın önce her iki ayakları ile bu ayaklarını yormamak ve uzamaması için göğsüne bağlantılı bir ipi bez parçasıyla geçirilir. Bu ipin bir tarafı de kaçmamasını için elimizle tutulur. Bundan sonra eğitilmeye başlanır. Tabii bu eğitim süresi atmacanın kalitesine ve atmacacının ustalığına göre değişir. Önce bir kolumuza oturtulup diğer elimizle de boynundan göğsüne doğru el gezdirerek insana alışması sağlanır. Bu atmaca iyi bir tür ve güzel ise kolda insanların arasında gururla dolaştırılır. Dinlenme zamanlarında ve geceleyin atmaca kuşunun zarar görmeyeceği yerlerde, ona uygun kalınlıkla ve yüksek yerlerde ahşaptan yapılmış atmaca oturma yerlerine bağlanır. Atmacaya yem olarak genellikle pişmiş yumurta sarısı veya kırmızı et verilir. Et yedirilirken aynı zamanda bıldırcın tutma pratikleri de yaptırılır. Eğitilemiyorsa tekrar doğaya bırakılır.

Yeterli eğitimi almışsa bu atmaca artık bıldırcın avına çıkmaya hazır demektir. Av köpeğimiz varsa onunla, yoksa elimize uzun bir sopa alarak genellikle mısır ve çay bahçelerindeki otlara ve çaylara vura vura gezerek bıldırcının havalandırılması sağlanır. Tabii bir elimizde de atmacayı bıldırcına fırlatacak pozisyonda hazır tutmalıyız ki bıldırcın havalandığında yakalatabilelim. İyi bir eğitim almış atmaca bıldırcını yakalayıp yere oturarak bıldırcını de yemeden bizi bekler. Fakat iyi eğitilmemişse bu atmaca ya bıldırcın ile birlikte yada bıldırcını yakalamadan kaçıp yakın çevredeki ağaçlara konar. Veya uzaklara izlemesi gerektiği yola koyulur ve gözden kaybolur gider..

Burada önemli bir konu, atmacayı eğitmek için, gezdirmek için ve bıldırcın avında elimizden kaçmaması ve kaçtığında da bir dala dolanıp tekrar yakalanmasını sağlamak amacıyla kullanılan, atmacanın ayağına bağlanan ipe dikkat çekmek istiyorum. Şayet atmaca kaçarsa bu şekilde iple doğada fazla dolaşma ve yaşama şansı yoktur. Bu nedenle bıldırcın avına atmacaların çok iyi eğitilmeden çıkılmamalıdır ve ava gidilirken ayağında hiçbir ip bulundurulmamalıdır. Ayrıca yine kaçtığında bulunmasına yardımcı olduğu düşünülen çıngırak takılmamalıdır. Çünkü bu kuş kaçtığında ölüm tehlikesi yaşamadan doğada rahat gezebilsin ve kendi yoluna özgürce kanat çırpabilsin..

Diğer önemli konu, sahibini dinleyen ve iyi av yapan atmacaları her ne kadar güzel ve değerli bir türü olursa olsun bıldırcın avlama zevkini yaşadıktan sonra gelecek yıllar için evlerinde saklamamaları, doğanın ekosistemi açısından tekrar doğaya salıvermeleri önemlidir. Çünkü bu kuşların evlerde bakımı zor ve yaşama şansları azdır. Onların doğal evi doğadır..

Atmacacılık, aynı zamanda..

– Bedeni dinlendirmek

– Beyni boşaltmak

– Gözleri rahatlatmak

– Doğayı hissetmek

– Yeşili teneffüs etmek

– Çiçekleri koklamak

– Temiz havayı solumak

– Buz gibi suları kana kana içmek

– El değmemiş yerleri görmek

– Ayak basılmamış yerlere basmak

– Özgür düşünmek

– Hayal kurmak

– Eski hataları gözden geçirmek

– Tasarlamak

– Proje üretmek

– Kendini yorumlamak

– Geleceği planlamak

– Yılın stresini atmak

diyebiliriz..

Özetle, bir alışkanlık ve bir özlem ile yılın belli zamanında yaşanan bu macerada o yılın tüm çalışma yorgunluğunu atmış ve ruhen dinlenmiş oluruz.

Sonuç olarak, atmacacılığı doğal dengeyi bozmadan zevki ve tutkuyu tadında yaşayarak hatalarımız varsa düzelterek bir gelenek, bir festival şeklinde yaşamak ve yaşatmalıyız.

Yazımızı Arkaburi Yaşari, Kemençeci Yaşar ve Laz kemençeci olarak tanınan Arhavi’nin yetiştirdiği önemli sanatçılar arasında yerini alan üstat merhum Yaşar Turna‘nın yöremize özgü bir Atmacacılık şarkısının sözleri ile bitirelim.

Ağustozi Mulun Atmacaş Ora

(Ağustos Geliyor Atmaca Zamanı)

Ağustozi mulun atmacaş ora               (Ağustos geliyor Atmaca zamanı)
Vamporomi kale bozo gyoz gyora       (Sevmiyor musun hey kız göz göre göre)
Vamporomna do tkvi başka gobgora   (Sevmiyorsan söyle başka birilerini arayayım)
Muço pa do so bida e verane              (Ne yapayım nereye gideyim ey verane)

Avli skaniz golobitişi ğoma                  (Avlundan geçiyorken dün)
Yaliz oʒ̆kerti do iʒ̆xorti toma                (Aynaya bakıp saçını tarıyordun)
Na idare yeyiz mot extaz koma            (Gideceğin yerde çıkmasın duman)
Muço pa do so bida e verane.             (Ne yapayım nereye gideyim ey verane)

Beste, Söz : Yaşar Turna – Arhavi, Artvin

Bir başka yazımda buluşmak dileğimle,

İyya kayiten biʒ̆iyat..

(Her zaman iyiliklerle görüşelim..)

 

Osman Nuri ÖZKAN

osmannuriozkan@gmail.com

Kaynaklar:

  • http://biyologlar.com
  • https://www.wwf.org.tr
  • https://www.dogadernegi.org
  • https://www.gercekbilim.com
  • https://www.kuslar.gen.tr
  • http://www.yabanclub.com

Yazı Yayın Tarihi: 10 Aralık 2019

Etiketler :
İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER HABERLER
Özçakmak Ailesinin Acı Günü Özçakmak Ailesinin Acı Günü

Arhavi’de CHP’nin en yaşlı üyesi olan Selahattin Özçakmak hayatını kaybetti....

Kamilet Vadisi’nden Çamur Akıyor Kamilet Vadisi’nden Çamur Akıyor

Artvin'in doğal güzelliklerinden biri olan Kamilet Vadisi'nde MNG Holding tarafından yapımı devam eden HES nedeniyle, vadinin ortasında...

‘Bayramda 4 Gün Boyunca 81 İlde Sokağa Çıkma Yasağı Olacak’ ‘Bayramda 4 Gün Boyunca 81 İlde So...

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan: 15 ilde Cumartesi gününden beri devam eden sokağa çıkma sınırlamasına riayet eden vatandaşlarımıza ...

2020 Yaş Çay Fiyatı Belli Oldu 2020 Yaş Çay Fiyatı Belli Oldu

KARADENİZ ve ATMACA “Bir Atmaca Macerası” “Atmacacılık; yalnızca bir sevda, zevk, macera veya spor değil doğayı koklama sanatıdır.” Osm...

BU HABER HAKKINDA GÖRÜŞLERİNİZİ BELİRTMEK İSTER MİSİNİZ?(Yorum Yok)
SON EKLENEN HABERLER
Özçakmak Ailesinin Acı Günü Özçakmak Ailesinin Acı Gü...

Arhavi’de CHP’nin en yaşlı üyesi olan Selahattin Özçakmak ha...

Sokağa Çıkma Kısıtlamasında Market, Bakkal, Kasap ve Manavlar Hangi Günler Açık Olacak? Sokağa Çıkma Kısıtlamasın...

Türkiye, tarihinde bir ilki yaşamaya hazırlanıyor. Corona vi...

Kamilet Vadisi’nden Çamur Akıyor Kamilet Vadisi’nden Çamur...

Artvin'in doğal güzelliklerinden biri olan Kamilet Vadisi'nd...

‘Bayramda 4 Gün Boyunca 81 İlde Sokağa Çıkma Yasağı Olacak’ ‘Bayramda 4 Gün Boy...

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan: 15 ilde Cumartesi gününd...

Sağlık Bakanlığı’ndan 13 rehber Daha Açıkladı Sağlık Bakanlığı’ndan 13 ...

Sağlık Bakanlığı normalleşme sürecinde uygulanacak corona vi...

2020 Yaş Çay Fiyatı Belli Oldu 2020 Yaş Çay Fiyatı Belli...

2020 yılının ilk yaş hasadı önümüzdeki günlerde başlayacak o...

Artvin’de Vaka Sayısı Sıfırlandı, 17 Gündür Yeni Vaka Yok Artvin’de Vaka Sayı...

Artvin'de Arhavi, Murgul ve Ardanuç ilçelerinde koronavirüs ...

Çay İşçiliğinin Yevmiyesi Artınca Bahçelerde Çalışma Talebi Çoğaldı Çay İşçiliğinin Yevmiyesi...

Korona virüs tedbirleri kapsamında sınır kapıları kapatılınc...

Arhavi’de Öğretmen Evinde Ölü Bulundu Arhavi’de Öğretmen ...

Trabzon Şalpazarlı öğretmen Zeynep Turuş Artvin Arhavi ilçes...

Türk Şoförler Muayene Sonrası Yurt Dışına Çıkabilecek Türk Şoförler Muayene Son...

Türk şoförlerin Türkiye’ye girişlerinde, Sağlık Bakanl...

FOTOĞRAF GALERİSİ
SİNEMA HABERLERİ
VİDEO