Arhavisitesi
Reklam
Arhavisitesi

Osman Nuri Özkan’ın Kaleminden ‘Ben Karadeniz’im’

Osman Nuri Özkan’ın kaleminden…

19 Eylül 2018 - 12:32 'de eklendi ve 2282 kez görüntülendi. A+A-

Osman Nuri Özkan’ın Kaleminden ‘Ben Karadeniz’im’

Ben KARADENİZ’im
“Mavisi, yeşili, çayı, fındığı ve dereleri ile..”

“Yeşilimi soldurdunuz, kanadımı kırdınız, yüreğimi yaktınız. Aynı hataları yapmaya devam ediyorsunuz. Ben Karadeniz’im yaramı sarıp, kendi kendimi yenileyip var olmayı sürdüreceğim.! Ya siz? Sağlıklı yaşamaya devam edebilecek misiniz?”

***

Bu yazımda; Karadeniz bölgemizin kirlenmesine, çirkinleşmesine ve bozulmasına sebep olan konuları bugüne kadar yaptığım gözlemlerim ve araştırmalarım ışığında yazıya döküp siz değerli okuyucularım ile paylaşmak ve çözüm önerileri sunmak istedim. Amacım, insanlar ile diğer canlıları kısacası tüm çevreyi etkileyen eksik uygulamaları düzeltebilmek, yanlış uygulamaları durdurabilmek ve gelecek kuşaklara daha sağlıklı ve yaşanılır bir çevre bırakmak için katkıda bulunmaktır.

***

Doğduğum, yıllarca yaşadığım, her yıl sık sık gittiğim, kopamadığım, kopamayacağım ve ileride yerleşmeyi düşündüğüm güzelim cennet Karadeniz bölgesi Ülkemizin bitki ve hayvan çeşitliliği bakımından en zengin yeri olma özelliğini yavaş yavaş yitirmektedir. Bitki örtüsü çocukluğumuzda okullarda da öğretildiği gibi ne yazık ki ORMAN değil, bölgemizin birçok yeri artık HEYELAN BÖLGELERİ ve BETON oldu.


***

Bölgemizin üzerinde durulması gereken öncelikli konusu; bitki ve hayvan türü çeşitliliği bakımından zengin olması ve dünyada çok az bulunan bir biyosfer rezerv alanına sahip olmasına rağmen maalesef bu kıymetini hala bilmediğimiz ve koruyamadığımızdır.

Doğu Karadeniz bölgesi, sahip olduğu Fırtına Vadisi, Kamilet Vadisi, Kaçkarlar ve Karçallar gibi doğal güzellikleriyle tartışmasız ülkemizin en dikkat çeken bölgelerinden biridir. Dağlarla çevrili bu alanlar, görenleri kendine hayran bırakan manzaralar sunmasının yanı sıra, oldukça zengin bir ekosisteme de sahiptir. Sadece bu bölgede bulunan endemik bitki türlerinin sayısının neredeyse tüm Avrupa kıtası kadar olduğunu söylemek, bu zenginliği ifade etmek için yeterli olacaktır.

Bu bölgemizin en önemli özelliği dünyada ender rastlanan bir biyosfer rezerv alanına sahip olmasıdır. Bu alan Artvin ili Borçka ilçesi Macahel Vadisinde Camili havzasıdır. Dünyada 102 ülkede 507 biyosfer rezervi bulunan alanlardan biridir. Karçal Dağları’nın eteklerinde Macahel bölgesinde bulunan Camili Havzası çok farklı özelliklere sahiptir. Conservation International, Dünya Bankası ve Küresel Çevre Fonu tarafından belirlenen biyolojik açıdan zengin ve tehdit altında olan dünyadaki 25 karasal ekolojik bölgeden birinde yer alır. Ayrıca Camili, Türkiye’de belirlenmiş olan 122 önemli bitki alanından birisi olan “Karçal Dağları Önemli Bitki Alanı”nın da bir parçasıdır ve Kafkas Ekolojik Bölgesi içerisinde WWF (Dünya Doğayı Koruma Vakfı) tarafından uygulanan “Yüksek Koruma Değerli Ormanlar Projesi” kapsamında izlenmektedir.

Artvin’in Arhavi ilçesindeki bir diğer doğa harikası yer olan Kamilet Vadisi, 1999 yılında, WWF (Dünya Doğayı Koruma Vakfı) tarafından Avrupa’nın biyolojik çeşitlilik bakımından en değerli ve acil olarak korunması gereken 100 orman alanı arasındaki bölgelerden biri olarak ilan edilmiştir. Bu vadi için “Ülkemizin saklı kalmış bir cennet köşesi” olduğunu söylesem abartmamış olurum.

Ne yazık ki.! bu özellikli alanlar Karadeniz bölgemizde olmasına rağmen bu olağanüstü güzellikteki doğa harikası yerler her geçen gün bozulmakta ve değerini yitirmektedir. Bence çok geçmeden bir an önce bu bölgemizi sadece Ülkemizin adına değil Dünya doğa turizminin öncüsü yapılması için adımlar atılmalıdır. Bu bölgemiz için bir yapıyı, bir işletmeyi, bir projeyi ortaya koyarken doğaya ve çevreye zarar vererek değil, yaşatarak ve güzelleştirerek yapılmalıdır. Bu şekilde bu bölgede doğa turizmini çok daha güzel noktalara getirebiliriz. Karadeniz’in geleceği de daha aydınlık olur. Her ne kadar Doğu Karadeniz bölgemizde son yıllarda tersine göç yaşanıyorsa ve yeni göç alıyorsa da göç veren özelliğinin önüne hala geçilebilmiş değildir. Türkiye İstatistik Kurumunun (TÜİK) verilerine göre; Ordu, Giresun, Trabzon, Rize, Artvin ve Gümüşhane illeri 2017 yılında aldığından daha çok göç vermiştir. Bu illerin diğer illerden aldığı göç 105 bin 506, verdiği göç ise 138 bin 995 kişidir.

***

Karadeniz’e dair değinmek istediğim bir diğer konu; her geçen gün artarak devam eden düzensiz, çirkin ve kaçak yapılaşmadır. Bir an önce bu çarpık ve güzel olmayan yapılaşmayı eş-dost-yandaş gözetilmeden durdurmamız gerekiyor. Mimari dokuya hiç önem verilmiyor. Gelişigüzel binalar yapılıyor. İnşa edilen yapıların çoğu tamamlanmadan insanlar mesken olarak ve ticarethane olarak kullanmaya başlıyorlar. Köylerde, mahallelerde, ilçelerde, illerde, sahillerde, yaylalarda hemen her yerde bu tip yanlış yapılaşmalar mevcuttur. Bu konuda en kötü uygulamalar genellikle turizm bölgelerinde ve sahilde bulunan yerleşim yerlerinde yaşanmaktadır. Ünlü yeryüzü cenneti turizm bölgelerimiz olan Ayder yaylası ve Uzungöl’u kötü uygulamaya örnek olarak verebilirim.

Karadeniz’in özgün mimarisini de her geçen gün adeta yok ediyoruz. Gerek turizm için gerek eski yerleşim yerlerinin yaşatılması açısından yöremizin tarih, kültür ve yöresel mimarisi yaşatılmalıdır.

Tarihi eski Karadeniz evlerine devlet restorasyon için destek vermesine rağmen birçoğunu koruyamadık. Artvin Arhavi ve Rize Fındıklı başta olmak üzere tarihi laz mimarisi olan eski taş göz dolma evlerden bir kesimi tescil ettirilip restorasyonu yaptırılıp koruma kapmasına alınmıştır. Amaç bundan böyle zaman geçirmeden ayakta kalan diğer eski evleri yıkılmadan restore ettirmek ve bu kültürü yaşatmak olmalıdır. Bu tip yapıları restore ettirip tescil edildiğinde sadece dış mekanı değiştiremediğimiz unutulmamalıdır. Eskisi gibi orijinal kalmak zorunda. Ama iç mekana istediğimiz gibi eklemeler yapabiliyoruz. Bu yapının kullanımını de tamamen sahibine aittir. Kendisi oturmaya devam edebilir, satabilir, pansiyon veya otel olarak işletebilir.

Yeni yapılacak yapılarda da yöresel mimari uygulanarak bu kültürü yaşatmak hedef olmalıdır. Yeni yapı inşa edilirken de Karadeniz’in özgün mimari ile yapılan yapılara devlet tarafından destek verilerek özendirilmelidir. Ancak bu şekilde kültürümüzü daha kalıcı olarak koruyabilir ve gelecek nesillere taşıyabiliriz. Önümüzdeki yıllarda bu önlemler alınamadığı takdirde eski fotoğraflara bakarak o güzelim Karadeniz mimarimizle avunmak zorunda kalabiliriz. Bu konuda başta Belediyeler olmak üzere Kültür ve Turizm Bakanlığına önemli görevler düşmektedir. Sahilde yer alan yerleşim yerleri başta olmak üzere mahallenin, köyün veya yaylanın estetiğini bozmayacak şekilde yapılara izin verilmelidir. Yapının yapılacağı yeri, kat sayısı ve mimarı doku göz önünde alınmalıdır. Kontrolleri iyi yapılmalıdır. Akraba eş-dost gözetilmemelidir. Bu tip yapılar af kapsamına sokulmamalıdır. Yoksa şimdiki gibi NEFES ALINMAKTA BİLE ZORLANILAN, HİÇ BİR MİMARİ ÖZELLİĞİ OLMAYAN DAĞINIK ve ÇİRKİN KENTLER, İLÇELER, KÖYLER ile YAYLALAR YARATMIŞ OLACAĞIZ.

***

Turizm için göz ardı edilmemesi gereken çok önemli bir konu da tanıtımdır. Tanıtım için görsel ve yazılı medyanın yanı sıra yöreye gelen yerli ve yabancı turistleri bilgilendirmek, yönlendirmek ve tanıtımını yapmaları için Belediyeler veya Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından kitapçıklar hazırlanmalıdır. Bu el kitabında yörenin gezilecek yerleri ile tarih, kültür ve yöresel mimari tanıtılırken aynı zamanda yöreye özgü olan bitki ve hayvan türü örnekleri ile yemek kültürü de fotoğraflarla gösterilmelidir. Ayrıca bu kitapçıkta özel bir poster koyulması tanıtımı daha da güzel kılacaktır. Bu tanıtım kitapçıkları, İl Kültür ve Turizm Müdürlüklerinde ve varsa ilçelerde turizm bürolarında yada belediyelerde bulundurulup dağıtılmalıdır.

***

Karadeniz’deki bir diğer önemli konu coğrafi yapının gün geçtikçe daha da bozulmasıdır. Bu bozulmalara ilk olarak MAHALLE, KÖY ve YAYLALARA GELİŞİGÜZEL AÇILAN YOLLARLA BAŞLANDI. Elbette yollar gerekli idi ve yapılmalıydı, medeniyetti. Bundan böyle de gerek duyulan yerlere yapılmaya da devam edecektir. Fakat yapılan bu yollarda genellikle gerekli mühendislik çalışmaları yapılmadan, birçok yerde yol geçerken kendi arazisinin mühendisliğini insanlar kendileri yaparak veya dozer operatörlerine bırakarak yaptırıldı. Gerekli alt zemin, meyil, yan su-alt su geçişleri, menfez ve istinat duvarı çalışmaları önemsenmedi veya yapılmadı. Yolların birçoğu adeta bir dere havzası vazifesini görerek heyelanları arttırdı. Önüne gelen yerleri yıkıp geçti. Yerleşim yerleri ve tarım alanları büyük zararlar gördü. Bu şekilde KARADENİZ KAYMAYA BAŞLADI. Eksik veya yanlış açılmış bulunan bu yollara gerekli önlemler hala alınmamakta ve yeni açılanlarda da bu hatalara devam edilmektedir. Bir an önce bu eksiklikler giderilmeli ve bundan sonra açılacak yollarda bu hatalar tekrarlanmamalıdır.

***

SAHİL YOLU PROJESİ ile Karadeniz’in birçok sahil kıyısının coğrafik yapısının, deniz ekosisteminin, deniz kültürünün ve sahil yerleşim yerlerinin yapısının bozulmasıyla yanlışlıklara devam edildi. Elbette ki Karadeniz’in otoyola çok ihtiyacı vardı. Çok gecikmiş bir gereklilikti. Acil ihtiyaç olan bu yolu yapmak için kaş yaparken göz çıkarılmamalıydı ve bu şekilde çevre tahribatları yaratılmamalıydı. Bu tip yollar gelişmiş ve medeni ülkelerde ŞEHRİN ORTASINDAN veya SAHİLİ DOLDURARAK DEĞİL, DAĞLARI-TAŞLARI DELEREK TÜNELLERLE ve TEPELERİ-DERELERİ VİYADÜKLERLE GEÇEREK YAPILMAKTADIR. Ama bizde olmaması gereken bir yol izlendi. Şehrin ortasından geçsin ki esnaf kazansın dendi. Denizdeki yaşamı hiçe sayarak sahil taşlarla dolduruldu. Bu taşları tedarik etmek için aşırı oranda dinamitlemelerle yapay depremler oluşturuldu, heyelanlar yaratıldı. Ekolojik dengeyi bozarak yapıldı. Doğaya, çevreye ve ekonomiye en zararlı, pahalı ve basit olan bu yöntem tercih edilmemeliydi. Kısaca SAHİLİ, KASABALARI, DOĞAYI ve ÇEVREYİ YIKMAMADAN, YAŞATARAK YOL YAPILMALIYDI. Bundan sonra Karadeniz sahilinin eski şekline getirmek imkansız. Fakat gerek insanlara gerekse denizde yaşayan canlılara daha iyi bir ortam sağlanabilir. Sahilde bulunan yerleşim yerlerini yeni baştan düzenleyerek nefes aldırmak, alt geçitleri artırmak, dalgakıranları çoğaltmak, yeni plajlar oluşturmak, denizi lağımlardan ve çöplerden arındırmak, deniz canlılarını korumak, sahil yolundan veya şehrin içinden geçen trafiği güney bölgelere yeni yollar yaparak kaydırmak sayılabilir.

***

İnsanlığın daha doğrusu tüm canlıların YAPI TAŞI ‘HÜCRE’ olduğu gibi YAŞAM TAŞI DE BENCE ‘SU’DUR. SU OLMAZSA İNSANLARIN, BİTKİLERİN ve HAYVANLARIN NESLİNİN DEVAMINI SÜRDÜRMESİ İMKANSIZDIR. O zaman biz niye sularımızın değerini bilmiyoruz? Karadeniz’de hatalara SU İLE İLGİLİ alanlarda da devam edildi. Bir derenin kaldıracağından daha fazla veya yapılmaması gereken yerlerde HİDROELEKTRİK SANTRAL(HES) PROJELERİ uygulamaya koyuldu. Bu tip projeler birçok yerde derenin, havzanın, insanların, hayvan ve bitkilerin, mahalle ile köylerin kısacası ekosistemin ihtiyacı olan CANSUYU’nu bile hiç dikkate almadan yapıldı. Sonuç, derelerimizdeki sular azaldı, bazı yerlerde bitme noktasına gelindi. Doğal doku zedelendi. Bölgenin iklim yapısı değişti. Karadeniz hem SUSUZ BIRAKILDI, hem de iklim yapısı bozulmasından dolayı ansızın yüksek oranda yağan yağışlarla SUYA BOĞULDU. Halbuki Ülkemizin enerji ihtiyacı için diğer yenilenebilir enerji kaynakları olan ve ülkemiz için de daha çok elverişli olan RÜZGAR ve GÜNEŞ daha çok kullanılmalıydı. Güzelim dereler, ırmaklar, vadiler ve doğa tahrip edildi, bitki ve hayvan türlerinin geleceği tehlikeye atıldı. İnsanların yaşam alanlarının yapısı ve sağlıkları bozuldu. Halbuki BU YERYÜZÜ HARİKASI YERLERİ ÖNCE KORUYUP SONRA DA DÜNYA TURİZMİNE KAZANDIRILMALIYDI. HES’LERDEN ELDE EDİLECEK GELİRDEN ÇOK DAHA FAZLASINI ÜLKEMİZE KAZANDIRABİLİRDİK. 2017 yılında HES’lere karşı eylemde Rize Fındıklılı 78 yaşındaki Melahat teyzemizin dediği gibi “Ben bu derelerin annesiyim. Ben dereleri kimseye vermiyorum, orada nefes alıyorum” demeliydik ve korumalıydık. Bundan böyle kalan sularımızı korumalıyız. Aksi takdirde huzur bulacağımız, nefes alacağımız, bize hayat verecek ve terapi uygulayacak derelerimizin ne sesi nede o bölgelerde yaşayacağımız yerlerimiz kalmayacak.

HES projeleri ekosistemin en önemli parçası olan sularımızı azalmakta, çevremizi ve doğamızı bozarak ülkemizi ayni zamanda çölleştirmektedir. Bunun etkilerini şimdiden yaşamaktayız ve gelecek yıllarda daha belirgin bir şekilde yaşayacağımızdan hiç kuşkumuz olmasın. Üzülerek söyleyebilirim ki yakın bir zamanda su fakiri ülkeler grubuna girmiş bile olacağız. Ne yazık ki bu gidişle yeşile muhtaç bir gelecek bizi bekliyor. T.C.Orman ve Su İşleri Bakanlığı Çölleşme ve Erozyonla Mücadele Genel Müdürlüğünün 2017 yılında yaptığı “Türkiye Çölleşme Risk Haritası”na göre, çölleşmede en risksiz bölge ‘Karadeniz’ gösterilmesine rağmen, benim gözlemlerime göre son yıllarda bölgemizde büyük değişimler yaşanmıştır. Yapılmış olan bu projeler derhal incelemeye alınıp, zarar verenler hemen durdurulmalıdır. Bir an önce de bu tip HES projelerinden vazgeçilip diğer yenilebilir enerji projeleri olan başta RÜZĞAR ve GÜNEŞ ENERJİSİNDEN FAYDALANMA YOLUNA GİDİLMELİDİR.

***

Karadeniz’de insanların yaşam ve tarım alanları olan bazı yerlerde;

– KÖMÜR DEPOLAMA ve PAKETLEME TESİSLERİ’ne
– BETON ÜRETİM TESİSLERİ’ne
– ÇAKIL-KUM ÜRETİM ve DEPOLAMA TESİSLERİ’ne

izin verilerek doğaya ve insanlara büyük zararlar verildi. Meyve ve sebzeler kirlenmeden etkilenmiştir. Asıl görünmez etki topraklara ve insanlara yapılmıştır. Bu tip tesislerin çevreye bıraktığı atıklar gelecekte birçok hastalıklara sebep olabilecektir. Bu tesisleri zaman geçirilmeden insanları ve tarım alanlarını etkilemeyecek yerlere kaydırılmalıdır.

Sağlıklı bir yaşam için organik ürün konusunda tüketici bilincini geliştirerek organik ürüne olan talebi de artırarak ve destekler verilerek organik meyve ve sebze yetiştiriciliği çoğaltılmalıdır. Hedef tüm ürünlerde ORGANİK TARIMA GEÇİLME OLMALIDIR.

***

Karadeniz için önemli bir konu da, yanlış zamanlarda ve yanlış şekilde izinsiz ve ruhsatsız yapılan kara ve deniz-tatlısu avcılığıdır. Kara ve deniz-tatlısu avcılığında yapılan yanlışlıklar bazı kuş ve balık türlerini azaltmış, bazı türlerin neslini tüketmiştir. Bu türlerin azalmasında ve neslinin yok olmasında kullanılan bazı yanlış tarım ilaçları ile gübreler de çok etken olmuştur. RİZE Recep Tayyip Erdoğan Üniversitesi (RTEÜ) Su Ürünleri Fakültesi’nde 2012 yılında yapılan araştırmanın sonuçlarına göre, 161 balık türünün bulunduğu Karadeniz’in Türkiye kıyılarında 59 balık türünün neslini tükendiği tespit edilmiştir. Denizde biyolojik hayatın sonu denizi ÖLÜ DENİZ, ırmaklarda ve derelerde biyolojik hayatın sonu ise suyu ÖLÜ AKAN SU durumuna getirir. Bunun yaşanmasını hiçbirimiz istememeliyiz.

TEMA Vakfı’nın 2006 yılında hazırladığı bir rapora göre, Doğu Karadeniz Bölgesi’ndeki biyolojik çeşitliliğin en önemli unsurlarından olan yaban hayatının tehlikede olduğunu, bölgede 19 hayvan türünün neslinin tükenmekte olduğu belirtilmiştir. Avcılık eğitimleri artırılmalı, ruhsatsız yaptırılmamalıdır. Kara avcılığı için özel alanlar yaratılmalı, bu alanların dışında gerekirse av yapılmasına izin verilmemelidir. Kuşların yaşam alanları olan ağaçlar ve ormanlar korunmalıdır. Zararlı kimyasal ilaçlar ve gübreler artık kullanılmamalı, doğal organik gübrelere geçilmelidir.

Tüm canlıların yaşam kaynağı olan ekosistemler yaşatıldığı sürece canlıların tümü için yaşamın daha iyi olacağı ve sonu gelmeyeceği unutulmamalıdır. Unutulmaması gereken diğer çok önemli bir olgu da doğal biyolojik döngüdür. Bu yapıda doğal hayatta bulunan tüm canlıların önemi büyük olduğu gibi özellikle hayvan ve kuşların önemi çok daha büyüktür. Doğada her birinin çok önemli işlevleri vardır. Hani o ilkokulda öğrendiğimiz biyolojik döngünün halkasında yaşanacak bir eksiklik ne tip hastalıklara sebep olacağı ve doğayı nasıl bozacağı hiçbir zaman unutulmamalıdır.

Örneğin, nesli tükenme tehlikesi ile karşı karşıya olan KINALI KEKLİK:
> Yılda bir milyondan fazla kene yiyerek doğal temizlik yapar.
> Çekirge gibi doğada hızlı türeyen diğer canlıları yiyerek doğal dengeye
katkıda bulunur.
> Bitki türlerinin yaygınlaşmasına yardımcı olur.
> Buğdayı yiyen ve buğdaya zarar veren sünelere doğal çözümdür.
> Güzel sesi ile doğaya renk katar.

***

Son yıllarda meydana gelen DOĞAL AFETLERİN ÇOĞU İKLİM DEĞİŞİKLİKLERİ SEBEBİYLE YAŞANMAKTADIR. DOĞAL AFETLERİ TETİKLEYEN EN ÖNEMLİ UNSURLARIN BAŞINDA DA BİTKİLERİN YANİ ORMANLARIN AZALMASIDIR. BU NEDENLE ORMANLAR İNSANLIĞIN GELECEĞİ İÇİN ÇOK ÖNEMLİDİR. Ülkemizde olduğu gibi Karadeniz’in birçok yerinde ORMANLAR İZİNLİ veya İZİNSİZ OLARAK TAHRİP EDİLEREK EKOLOJİK YAPI BOZULMAKTADIR. Kışlık odun için ve çay bahçelerine arazi açmak için yakarak veya keserek ormanlara zarar verildi ve ne yazık ki zarar verilmesine hala devam ediliyor. Bazı alanlarda bu zarar BAL ORMANI PROJESİ altında gerçekleştirildi. Bu tip bir proje ilk oluşturulurken iyi niyetli olarak tasarlanmıştır. Fakat bu proje için yer seçimi, kesilen ağaç türlerinin yanlışlığı, ekimi yapılan ağaç türlerinin seçimi ve ekim sonrası bakım ve denetimleri maalesef iyi tasarlanıp yapılmadığından bu uygulamanın yapıldığı orman bölgesinin şu andaki durumu içler acısıdır. Artvin Arhavi Yemişlik mahallesi ormanında yapılan BAL ORMANI PROJESİ’ni buna tipik bir örnek olarak verebilirim. Bu proje öncesi bölgede üretilen balın tadı ve zenginliği aranılır oldu. Hani o bildiğimiz güzel kokulu ve tadı Karadeniz tereyağı ile birleştirildiğinde genzimizi yakan ve bizi o müthiş lezzet doruğuna ulaştıran ve enerji ile sağlık veren KESTANE BALI artık yok. Yüzyıllık doğal orman alanlarında önemli ağaç türleri kesilerek bitki örtüsü tahrip edildi, gereksiz birçok yollar açılarak heyelan alanları yaratılmış oldu. Halbuki bu tip projeler için daha önceden mevcut olan yanmış veya doğal orman vasfını yitirmiş bölgeler seçilmeliydi. Maalesef başta yöre insanının duyarsızlığı ve bazı orman işletmelerinin ihmali bu sonuçları doğurmuştur.

Bir kamu işletmesinin veya yöre insanının AĞAÇ denince aklına KERESTE veya YAKACAK ODUN değil ; ORMAN, DOĞA, OKSİJEN, YAŞAM, EKONOMİYE KATKI, ZENGİNLİK, GÜZELLİK aklına gelmelidir. Bir orman bölgesinde gençleştirme yapılacaksa önce o yöreye uygun fidan türleri dikimi yapılmalı, budama yapılacaksa uygun şekilde yapılmalı, kereste üretimi yapılacaksa orman vasfını yitirmiş yerlerde veya ona uygun üretim bölgeleri yaratılarak yapılmalıdır. Bir ormana müdahalede bulunurken yaban hayatı çok önemlidir. Kuşlar nereye yuva yapacaklar, ormanda bulunan diğer canlılar nerede koşacaklar, nerede saklanacaklar, nerede uyuyacaklar, nerede beslenecekler, nerede üreyecekler ve gelecek nesillerimiz ne soluyacak diye düşünülerek yapılmalıdır. Orman vasfını yitirmiş yerler ile Bal Ormanı Bölgesine ekimi yapılıp fidanların gelişmediği yerlere en kısa zamanda yöreye ve toprağa uygun FİDAN DİKME SEFERBERLİĞİ BAŞLATILMALIDIR. Daha önce açılmış orman yollarının eksik kalan menfez, yan su geçişleri ve istinat duvarları acilen yapılmalı, bozulan yerler sıklıkla onarılmalı, yolların bakımı belli aralıklara kontrol edilerek yapılmalıdır. Ayrıca ormanlarda denetimler sıklıkla bölgeye bilen kişiler istihdam edilerek yapılmalıdır.

Orman yangınları için önlemler çok yetersiz. Yöre halkı bu konuda eğitilerek bilinçlendirilmelidir. Orman Bölge Müdürlükleri en azından Trabzon veya Artvin bölgesinde en az birer adet olmak üzere Yangın Söndürme Helikopteri ile Yangın Söndürme Uçağı bulundurmalıdır. Orman tahribatları bu şekilde devam ederse ve gerekli önlemler alınamazsa gelecek nesillerimize bırakılacak miras harabeden başka bir şey olmayacaktır.

Ah o eski Ormanlar.!

– Ormanların o eski kokusu yok artık?
“Çünkü o eski asırlık Karadeniz gürgenleri, meşeleri, yabanı karayemişleri, kestane ağaçları, çam ve ladin vb. bitkiler yok..”

– Ormanlarda eskisi gibi kuşlar ötmüyor artık?
“Çünkü o eskisi gibi çeşit çeşit kuşların konup, saklanacağı ve yuva
yapacağı ağaçlar yok..”

– Ormanlarda eskisi gibi yabani hayvanlar görünmüyor artık?
“Çünkü yaşam kaynağını oluşturan yiyecekleri ve saklanacakları yeri
kalmamıştır..”

– Ormanlar eskisi gibi su tutmuyor artık?
“Çünkü keresteyi satıp para kazanmak veya ısınmak için ağaç bırakmadık..”

– Ormanlara eskisi gibi gidilmiyor artık?
“Çünkü gereksiz yere birçok yol açıp heyelanlar tarlasına çevirdik..”

– Ormanlarda ve yerleşim yerlerinde eskisi gibi oksijen yok artık?
“Çünkü eskisi gibi karbondioksitleri soluyacak ağaçlar kalmadı..”

Yıllarca Karadeniz bölgesine bu tip yanlış uygulamalar ile orman alanları zarar görmesinden dolayı, toprak ve orman yapısı bozuldu. Erozyon bölgeleri oluşmuştur ve artmaya devam etmektedir. Son yıllarda önemli SEL BASKINLARI ve TOPRAK KAYMALARI YAŞANMAKTADIR. Bölgede orman bitki örtüsünün yapısı bozulması sebebiyle bitkilerin su tutma özelliği de azaldığından, yağan yağmurların sele dönüşmesi çok kısa zaman zarfında olmakta ve önlem alınamamaktadır. Ne yazık ki bölgemizde bu şekilde seller sıkça yaşanmakta ve artık bu güzelim bölgemiz yaşanması zor ve tehlikeli kayan bölge olmaktan kurtulamamaktadır.

***

Doğu Karadeniz bölgemizin son yıllardaki önemli bir konusu Vampir Kelebeklerdir. Bu kelebekler bu bölgemizin özellikle Rize ve Artvin yöremizde genellikle sahil kesimi tarım ve yerleşim alanlarında yazın ortaya çıkmaktadır. İlk olarak 2006 yıllında gözlenen bu kelebek her geçen gün popülasyonu hızla artmaktadır. Beslendiği bitki türleri de her yıl artarak devam etmektedir. Latince adı “Ricanias Simulans” olan bir böcek türüdür. İlk oluşurken böcek sonra kelebek şeklini almaktadır. Bahçe bitkilerinin bitki özsuyunu emerek beslenmektedir. Bu nedenle halk arasında vampir kelebek olarak adlandırılmaktadır. Yumuşak bitkilerden genellikle sebze ve meyvelerden, son zamanlarda çay bitkisinde de beslendiği gözlenmiştir. Bu durum meyveler, sebzeler ve özellikle çay bitkisi için büyük bir tehlike olabilir. Bu konuda 2016 yılında Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı, Tarımsal Araştırmalar ve Politikalar Genel Müdürlüğü (TAGEM) tarafından bazı araştırmalar yapılmasına rağmen şimdiye kadar hiçbir önlem alınmamıştır. Bir an önce Tarım ve Orman Bakanlığı bu konuda önlemler almalıdır. Ülkemizde yapılan araştırmalar yetersiz ise ve önlem alınamıyorsa gerekirse yurtdışından bu konunun uzmanı Üniversitelerden bilim insanları ile işbirliği yapılıp ortak bir çalışma ile çok geç olmadan çözüm yoluna gidilmelidir.

Vampir Kelebeği gözlediğim bitkiler:
Salatalık, Fasulye, Kabak, Biber, Domates, Kara Lahana, Diken, Mısır, Kivi, Şeftali, Dut, İncir, Karayemiş, Fındık ve Çay.

***

Karadeniz’de son olarak Artvin Arhavi Yemişlik Mahallesinde yapılmak istenen ORGANİZE SANAYİ BÖLGESİ projesine değinmek istiyorum. Yanlış yere yapılmak istenen bir projedir. Bu bölgede yıllarca Belediyeler tarafından bu mahallenin tarım alanları ve yerleşim alanları dikkate alınmadan uygun olmayan tesislere izin verilmesi yetmemiş gibi, yine MAHALLE HALKININ YAŞADIKLARI ve AYNI ZAMANDA TARIM ALANLARI OLAN BİR BÖLGE OLUŞU HİÇ DİKKATE ALINMADAN TASARLANMIŞ ve YÜRÜTÜME SOKULMUŞ BİR PROJEDİR. Ne yazık ki kamulaştırma çalışmaları başlamıştır. Yanlış anlaşılmasın; “Bir Ülkenin kalkınması için, refahı için, istihdamı için organize sanayi bölgeleri elbette ki olmalı ve yapılmalıdır. Fakat bu proje insanların nefes aldıkları yaşam alanlarına, beslenmeleri için ürettikleri veya yaşamlarını devam ettirmeleri için üretip gelir elde ettikleri tarım alanlarına olmamalıdır.” Benim itirazım burada. Bence başka alana kaydırılması imkansız değildir.

***

Sonuç olarak; yanlış uygulamalarla başta güzelim Karadeniz bölgemiz olmak üzere Türkiye her geçen gün biraz daha çölleşiyor ve bizi gelecekte ne yazık ki kuraklık bekliyor. Bu gidişle su fakiri ülkeler grubuna girmemiz kaçınılmaz olacaktır. Yeşile muhtaç bir gelecek bizi bekliyor. Doğayı daha fazla tahrip etmeden bitkileri yeniden yeşertmeli ve hayvanları tekrar koşturmalıyız. Hepimiz bu konuda duyarlı olmalıyız. Yöremiz için, doğamız için, ülkemiz için, dünyamız için..

***

Son olarak, bu yazımın özeti niteliğinde olan Karadeniz için yazdığım bir şiirimle Karadeniz’i konuşturarak bitirmek istiyorum;

Ben KARADENİZ’im

Sahillerimi taşlarla doldurdunuz..
Denizimi çöp deposuna çevirdiniz..
Irmaklarımı yaraladınız..
Sularımı tükettiniz..

Gübrelerle zehirlediniz..
Balıklarımı bitirdiniz..
Ormanlarıma kıydınız..
Yeşilimi yok ettiniz..

Dağlarımı maden diye deldiniz..
Topraklarımı dinamitlerle oynattınız..
İklimimi değiştirdiniz..
Arazilerimi seller ve heyelanlar diyarına çevirdiniz..

Tarihi yapılarımı koruyamadınız..
Yerleşim yerlerimi betonlarla çirkinleştirdiniz..
Çiçeklerimi soldurdunuz..
Kuşlarımı yaşatamadınız..

Çayımı ve fındığımı değersizleştirdiniz..
Sebzelerimi vampir kelebeklere yedirdiniz..
Meyvelerimi aranılır yaptınız..
Tarımımı tükenme noktasına getirdiniz..

Derelerimi kurban ettiniz..
Doğamı kirlettiniz..
Oksijenimi azaltınız..
Ciğerlerimi yaktınız..

Ben KARADENİZ’im ve hala ayaktayım ama YA SİZ?

Bir başka yazımda buluşmak dileğimle..
İyya kayiten bi3iyat…
(Her zaman iyiliklerle görüşelim)

Osman Nuri ÖZKAN
osmannuriozkan@gmail.com

Kaynaklar:
1) http://tuik.gov.tr – Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK)
2) http://www.cem.gov.tr – T.C.Orman ve Su İşleri Bakanlığı Çölleşme ve Erozyonla Mücadele Genel Müd.
3) http://www.tema.org.tr – Tema Vakfı
4) https://www.kulturportali.gov.tr – Türkiye Kültür Portalı
5) http://www.biyologlar.com
6) https://www.yesilist.com
7) http://www.ulusaltarim.com
8) http://www.hurriyet.com.tr
9) http://www.radikal.com.tr
10) http://www.turkiyegazetesi.com.tr
11) http://www.haberler.com

Yazı Yayın Tarihi: 18 Eylül 2018
________________________________________

Etiketler :
İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER HABERLER
Artvin’de CHP’nin Yaptırdığı Kamuoyu Yoklaması Sonuçları Belli Oldu Artvin’de CHP’nin Yaptırdığı...

Artvin’de Demirhan Elçin, Hopa’da Turgay Güngör ve Arhavi’de Vasfi Kurdoğlu kamuoyu yoklamasında önde çıkan isimler oldu. ...

Yeşilin Kalbine 15 Kat Çıkacaklar Yeşilin Kalbine 15 Kat Çıkacaklar

Arhavi’de 15 katlı binalar yapabilmek için hazırlanan imar planı yaşam savunucularının girişimiyle ikinci defa durduruldu. Söz konusu p...

CHP Arhavi’de Vasfi KURDOĞLU Rüzgarı CHP Arhavi’de Vasfi KURDOĞLU Rüzga...

Halkın herkesiminden büyük memnuniyet ve ilgi gören efsane Başkan Vasfi KURDOĞLU CHP'den aday adayı oldu....

Arhavispor Bal Ligi’nde 2’de 2 Yaptı Arhavispor Bal Ligi’nde 2’de...

Ben KARADENİZ’im “Mavisi, yeşili, çayı, fındığı ve dereleri ile..” “Yeşilimi soldurdunuz, kanadımı kırdınız, yüreğimi yaktınız. A...

BU HABER HAKKINDA GÖRÜŞLERİNİZİ BELİRTMEK İSTER MİSİNİZ?(Yorum Yok)
SON EKLENEN HABERLER
Artvin’de CHP’nin Yaptırdığı Kamuoyu Yoklaması Sonuçları Belli Oldu Artvin’de CHP’...

Artvin’de Demirhan Elçin, Hopa’da Turgay Güngör ve Arhavi’de...

İsmet İnönü Kimdir? İşte ‘Milli Şef’ İsmet İnönü’nün Hayatı İsmet İnönü Kimdir? İşte ...

Türkiye'nin ilk başbakanı, ikinci cumhurbaşkanı, İstiklal Ma...

Yeşilin Kalbine 15 Kat Çıkacaklar Yeşilin Kalbine 15 Kat Çı...

Arhavi’de 15 katlı binalar yapabilmek için hazırlanan imar p...

CHP Arhavi’de Vasfi KURDOĞLU Rüzgarı CHP Arhavi’de Vasfi...

Halkın herkesiminden büyük memnuniyet ve ilgi gören efsane B...

Arhavispor Bal Ligi’nde 2’de 2 Yaptı Arhavispor Bal Ligi’...

Türkiye bölgesel amatör lig de mücadele eden Arhavi spor, li...

Osman Nuri Özkan’ın Kaleminden ‘Ben Karadeniz’im’ Osman Nuri Özkan’ın...

Osman Nuri Özkan'ın kaleminden......

46 .Uluslararası Arhavi Kültür ve Sanat Festivali Tamamlandı 46 .Uluslararası Arhavi K...

46 .Uluslararası Arhavi Kültür ve Sanat Festivali 5. Gün gec...

Vatandaşın Enflasyonu Yüzde 30’u Aştı Vatandaşın Enflasyonu Yüz...

Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) açıkladığı rakamlara gö...

40 Yıllık Hasret Bitti, Özçakmak CHP’li Oldu 40 Yıllık Hasret Bitti, Ö...

Arhavi Çarmıklı Halk Kütüphanesi Müdürü Ali İmdat ÖZÇAKMAK 4...

Tarihi Osman Ağa Konağı Hizmete Açıldı Tarihi Osman Ağa Konağı H...

Butik otel ve restoran hizmeti verecek tarihi Osman Ağa Kona...

FOTOĞRAF GALERİSİ
SİNEMA HABERLERİ
VİDEO