Arhavisitesi
Reklam
Arhavisitesi

Karadeniz ve Çay

Osman Nuri Özkan’ın Kaleminden…

01 Ağustos 2015 - 12:04 'de eklendi ve 1158 kez görüntülendi. A+A-

Karadeniz ve Çay

“ÇAY TOPLAMAK BİRŞEY DEĞİL, USANDIK ÇAY SATMAKTAN” diyor yöre halkımız…

 karadenizcay1

 “Çay, sağlığın yanında verdiği huzur ile yorgunlukları unutmak ve daha iyi düşünmek için içilir.”

Çay, tüketimde sudan sonra gelen ve içme alışkanlığı gün geçtikçe artan sağlıklı bir içecektir. Latincesi Camellia sinensis olarak bilinen çay, nemli iklimlerde yetişen, yaprak ve tomurcukları içecek maddesi üretmekte kullanılan bir tarım bitkisidir. Çay, çeşitleri bakımından diğer bitkilerle mukayese edilemeyecek kadar çoktur. En fazla tüketilen dört ana çeşidi mevcuttur. Bunlar siyah çay, yeşil çay, beyaz çay veoolong çayı’dır. Çeşitler, toplanan yaprak ve daha sonra yapılan işlemlere (soldurma, kıvırma, oksidasyon, kurutma, tasnif işlemi…) bağlı olarak üretilirler.

Anavatanı Güney ve Güneydoğu Asya olmasına karşın dünya üzerinde tropikal ve subtropikal bölgelerde de yetiştirilmektedir. Bu ülkelerden bazıları Hindistan, Çin,SriLanka(Seylan), Kenya, Endonezya, Vietnam, Kamerun, Bengaldeş, Malawi, Malezya, Nepal, Rwanda, Taiwan, Tayland, Tanzanya, Uganda, Güney Afrika, Portekiz, Amerika, Arjantin, Avustralya, Japonya, Kore, Gürcistan ve Türkiye’dir. Ülkemiz çay üretiminde dünyada 7. sırada yer almaktadır. Türkiye’de yılda yaklaşık 1.2 milyon ton yaş çay yaprağı üretilmektedir.

Çay bitkisi tohumla veya çelikle üretilir. Çelikle üretim, hızlı ve ucuz olması nedeniyle dünyada yaygın bir yöntem olarak kabul görmüştür. Bu nedenle dünya klonal çay üretiminde çelikleme yöntemi esas alınmıştır. Ülkemizde çaylık alanların tamamına yakın kısmı tohumla üretilerek tesis edilmiştir. Fidan haline gelen ve ekimi yapılan çay bitkisinden 2-3 yıl sonra tam sürgün alınmaya başlanır. Yılda 3 kez sürgün veren çay,iklim koşulları, konumu, toprağın özelliği ve bakım şartlarına göre 4. sürgünü de verebilir. Çayı toplama öncesi Nisan veya Mayıs aylarında ilgili Bakanlık tarafından o yılın alım fiyatı açıklanır. (2011 yılı yaş çay taban fiyatı 98 krş/kg, destekleme primi 12 krş/kg olmak üzere, yaş çay alım fiyatı toplam 1.10 TL/kg’dır.) Yaş çay alım fiyatı üreticiler tarafından satışı yapılan şirket, destekleme primini ise Hazine tarafından T.C. Ziraat Bankası A.Ş. aracılığı ile üreticilere ödenir.

Ülkemizde ilk çay fabrikası, 1947 yılında Rize ili Fener Mahallesinde Merkez Çay Fabrikası adıyla işletmeye açılmıştır. Çay tarımı alanlarının ve yaş çay yaprağı üretiminin artması çay işleme fabrikalarının sayısının da giderek artmasını zorunlu kılmış, 1973 yılında fabrika sayısı 32, 1985 yılında ise 46’ya ulaşmıştır. 1985 yılı itibariyle özel sektör teşebbüslerinin de faaliyete başlaması ile günümüzde fabrika sayısı 230 özel sektör, 47 çaykur olmak üzere toplam 277’ye ulaşmıştır. Burada dikkati çeken nokta; çay alanlarının ve üretici sayısının artmasına rağmen 26 yıl içinde devlet fabrikalarındaki(Çaykur) artışın sadece 1(bir) olmasıdır. Bu durum düşündürücüdür.

Doğu Karadeniz bölgesinde çay tarımı yaklaşık 64 yıldır yapılmaktadır. Artvin, Rize, Trabzon, Giresun ve Ordu yörelerinde yapılmakta olan çay tarımı 2011 yılı itibariyle 767.000 dekar alanda yaklaşık 204 bin üreticinin geçim kaynağı haline gelmiştir. Bu nedenle çay tarımı bu bölgemizin en önemli geçim kaynağını oluşturmaktadır. Birçok derde deva olan çay, insana sağlık ve mutluluk vermesinin yanında, ne yazıktır ki çay tarımında yıllarca uygulanan yanlış tarım politikaları nedeniyle bu yöremiz insanlarına mutluluk ve sağlık veremediği gibi adeta çıldırma noktasına getirmiştir ve bu tarım bir maceraya dönüştürülmüştür.

kardenizcay2

Ve bir çay macerasını anlatmaya başlıyorum…

Maceramız, iyi sürgün vermesi amacıyla çay bitkisine Nisan ayında gübre atılmasıyla başlar. Çay ilk sürümünü genellikle Mayıs ayı başlarında verir. Çay’ın toplanmasına, sürgünün toplama olgunluğuna erişmesiyle başlanır. Ya ailece kendin toplarsın yada iş gücün yeterli değilse veya yetiştiremiyorsan işçi tutup toplatırsın. Yada yarıcılığa verip tüm bu macera işlerinden kurtulduğunu zannedersin.

Toplanan çaylar sistematik bir şekilde Çaykur ve özel sektör tarafından satın alınmaya başlanır. Burada uygulanan ortak bir satın alma politikası yoktur. Her sektör kendi satın alma politikasını belirlemiştir.

Üreticiler öncelikle Çaykur’u tercih ederler. Birkaç gün toplanan çayları çay alım yerlerine sorunsuz bir şekilde satmayı başarırsın. Bir bakarsın bir sonraki gün çaylar standartların dışında toplandığından dolayı eksper tarafından seçilmeye alınır. Seçim işlemi, üreticinin topladığı tüm çayların tek tek (yanlış okumadınız!) kontrol edilerek kırılıp 2.5 yaprak boyutuna getirilme işlemidir. Bazen saatler süren çay seçme işlemi, tekrar eksper tarafından kontrol edilmesi ve uygunsa alımının yapılmasıyla son bulur. Bir sonraki gün tekrar çay toplamaya devam edilir. Tekrar çayı satmak için alımyerine gelirsin bir bakarsın o günlerde o bölgede bulunan çay fabrikasının çayı işleme durumuna göre Çaykur tarafından kontenjan getirilmiş. Kontenjan; sürgün bazında, dekar üzerinden, limitli çay alımı yapması işlemidir. Günlük yaş çay alımlarında uygulanmaktadır.

Kontenjan, üreticinin sahip olduğu çaylık alanına göre değişir. Örneğin; üretici 10 dekarlık çaylık alana sahipse, dekara günlük 10 kg. kontenjan uygulamasında, günlük toplam 100 kg. çay satma hakkına sahiptir. Kontenjan zamanı önceden belirlenmez. Kontenjan miktarı sürgün dönemi içerisinde toplama zamanı ve yoğunluğuna göre değişkenlik gösterir. Daha sonraki günlerde bir bakmışsınız ki üreticinin bahçesinde daha çaylar bitmeden Çaykur çay alımyerine hiç görevli yollanmamış, çay alımı sonlandırılmış da olabilir. Bu nedenle üretici topladığı çayın elinde kalmaması için öncelikle devlet işletmesinin alımyerine kontenjan kadar verip, kontenjan dışı kalanları sepete veya bohçaya yüklenip mahalle/köyünde bulunan özel çay fabrikaların çay alım yerlerinin yolunu tutar.

Özel sektör, çay alımı ve ödeme politikalarını devletten bağımsız olarak kendileri oluşturmaktadır. Üreticiden Bakanlığın açıklamış olduğu fiyatın altında veya bazen denginde peşin veya vadeli çay yaprağı satın almaktadır. Ayrıca bazı özel işletmeler üreticiden aldığı yaş çay toplamının %7-9 oranında kuru çay karşılığında yaş çay alımı da yapmaktadır. Şimdiye kadar özel sektörün, gerek yaş çay alımları gerekse ödeme koşulları ile ilgili denetlenmemesi veya bu konu ile ilgili herhangi bir kanunun oluşturulmaması üreticileri ekonomik anlamda büyük zarara uğratmaktadır. Zira üreticinin toplamama veya saklama şansı olmayan yaş çay, elde kalacak endişesiyle önce Çaykur’un kontenjan kısıtlamasına ve ardından özel sektörün yağmacı alım politikasına kurban edilmektedir. 

Maceramıza devam edelim…

Gidilen A-firmasında bir bakarsın yaş çayın kg fiyatı (destekleme ücreti hariç) 9.80 TL yerine 7.50 TL’den nakit ve peşin ödemeli alınacağı söylenir. Üretici düşünür, acil nakit paraya ihtiyacı varsa satar. Bir diğer üretici fazla zarar etmeyim diye başka firmanın alımyerine doğru yönelir. Gidilen B-firmasında bir bakarsın üreticiye para yerine kuru çay önerilir. Örneğin, 100 kg yaş çay yerine daha sonraki aylarda 7 kg kuru çay ödenmesi. İleriki aylarda yapılacak olan bu kuru çay teslimatı bazen yıl sonunu, bazen de bir sonraki yılı da bulabilir. Firmanın kuru çay ödemesini bazen de hiç yapamadan iflas ettiği vuku bulmuştur. Üretici kendi tüketeceği kuru çay ihtiyacı varsa veya kuru çayı satabileceği yerleri varsa bu teklifi kabul eder ve satar. Bunu da beğenmeyen azimli, çalışkan, pes etmeyen Karadenizli üreticim başka bir firmanın çay alımyerine doğru yönelir. Ne yapsın? Yıllarca çalışmış didinmiş çay bitkisini büyütmüş, iki kuruşkârına o ayın çayını dalında kartlaştırmadan veya topladığı çayını soldurmadan/yakmadan satıp aylık ihtiyaçlarını karşılayabilmek ve kış geldiğinde aç kalmaması için tüm olasılıkları denemek zorunda… En sonunda gidilen C-firmasında 9.00 TL teklifiyle karşılaşır. Bu fiyatı beğenen üretici çay karnesini verip sırasını beklemeye koyulur. Bir bakarsın tam sırası gelecekken çay alımyeri dolar. Hayda… O alımyerinin yetkili çay eksperi tarafından firmanın fabrikasına telefon edilip kamyon istenir. Gelene kadar beklenir. Ellerinde kamyon kalmamışsa kamyon gelmez, üretici çayını dışarı serip evin yolunu tutar. Ertesini günü bekler. Ertesi gün çay bahçesinde kalan diğer çaylarını mı toplasın/toplatsın yoksa elinde kalan bir önceki günün çayını satmaya mı gitsin. En iyisi elindeki toplanmışı satayım diyerek tekrar bir önceki gün kaldığı yere yani çay alım yerlerinin yolunu tutar. Kamyon gelir çay boşaltılıp yeni çay alınacak. Bir bakarsın bir anons “kamyona çay yüklemek için yeterli işçi yollanmadığından bize yardımcı olur musunuz?” Bu anonsun gerekçesi o alımyerindeki serili çaylar ne kadar erken boşaltılıp kamyona yüklenirse ancak o zaman yeni çaylar alınabilecek. Veya elindekiyle kişi sayısıyla yükleme yapıp ne zaman yükleme biterse o zaman yeni çaylar alınabilecek. Bu şekilde bir teklifin karşısında benim güzel üreticim ne yapsın. Tabii ki çayların kamyona yüklemesi işini de kendi üstlenir. Kamyon yüklenir fabrikaya doğru yola çıkar, çay karnelerin veriliş sırasına göre alınmaya başlanır. Hadi… Bir bakarsın senden sonra gelen bir üreticinin ismi okunur. Gel de sinirlenme veya ağzını bozma. Çay eksperine itiraz ettiğinde: ya yanılıyorsun yada karneler karışmış cevabı gelir. (Oysa ki sırayı bozan bu üretici; çay alımyerlerinde görevli olanların ya arkadaşı, ya akrabası, ya da o yörenin yüklü bir çay üreticisinden başkası değildir). Sonuç alamazsan içinden hadi ordan diyorsun. Yada en kötüsü cinnet geçirmeye başlamışsan; ilk toplandığında yaş ve taze olan fakat gezdire gezdire değerini bir hayli yitiren solmaya/yanmaya yüz tutan çayını ya denize, ya dereye, ya ırmağa yada bulunduğun yere döküp evin yolunu tutarsın. En iyisi daha fazla ileri gitmeden yani çayı dökmeden tekrar okunma sıranı beklersin. Ve sonunda sıran okunur, çayı kantara koyar, tartılır, alımyerine yere serer ve böylece çayını satarsın. ALKIŞ… Gerçekten de bu üreticimiz bu alkışı hak ediyor. Ve şükredip evin yolunu tutarsın. Bir sonraki günAYNI KISIR DÖNGÜYE geri dönersin.

Bu döngü yılda 3 bazen 4 kere tekrarlanır.

Türkülere konusu olduğu gibi “Çay toplamak birşey değil, usandık çay satmaktan” demesin de ne desin benim güzel üreticim…

Çay toplamada karşılaşılan tüm bu çilelerden/ zorluklardan/ eziyetlerden/ sorunlardan kurtulmak için gücü olan bazı üreticilerimiz bir yarıcı arayışına girer. Yarıcılık; yarıya ortaklık demektir. Yani toplanan çayın tarla sahibiyle belli oranlarda (çayda genelde yarı yarıya) bölüştürülmesi işlemidir. Bu anlaşmada çayın gübrelenmesi, bakımı, toplanması, satılması vb. işlemlerde ona ait. Ama önce ona ikamet etmesi için kalacak yerin temin edilmesi gerekiyor. Yoksa yarıcı bulmak imkansız gibi… Bu nedenle eğer varsa ya babasından yada dedesinden kalma eski evini onarır. Eski kullanabilecek evi yoksa maddi gücü elverişli ise yarıcıya yeni ev inşa eder. Ardından yarıcıyı aramaya başlar, bütün zorluklar aşılır ve bulunur. Yapacakları anlatılır, yerleri tanıtılır. Genellikle sözlü bazen de yazılı sözleşme yapılarak yarıcı eve oturtulur. Bu sefer korku yarıcının istendiği gibi dürüst ve çalışkan çıkmaması. Çayı ya zamanında toplamıyor ya iyi toplayamıyor yada kendi çayı dururken izin almadan başkasının çayını toplamaya gidiyor. Önceleri kızmazsın, hoşgörülü davranırsın, güzel güzel izah edersin. Devam eden günlerde yarıcı çay toplamayı sürdürür. Bakımını yapmayı ve satma işlemlerini de öğrenir. Diğer sürgün zamanı gelir bir bakarsın çay yine zamanında toplanmamış, dalda kartlaşmaya başlamış veya yetiştirememiş kalmış. Çünkü yine peşin parasını alacağı başka bir üreticinin gündelikli çay toplamasına gitmiştir. Aslında yarıcının bunu yapma sebebini biliyoruz. Çünkü cebinde hiç parası kalmamıştır, veresiye alacağı bakkal veya bakkallara borcu vardır, ev sahibinden ya isteyemiyordur yada daha önce borç almıştır tekrar isteyemiyordur vs. Kısacası AÇTIR… Oradan alacağı günlük çay toplama parasıyla evine ekmek götürecektir. Bu olayın altında yatan ana sebep, kendi yarıcılığını yaptığı yerin topladığı çayların kendine düşen hakkının parasını, yaş çayını sattığı kurum tarafından ancak ödemesi yapıldığında alabileceğindendir. Üzülüyorsun… O da haklı aç kalmamak için bu yolu ister istemez tercih etti diyorsun… Ama mal sahibi ne yapsın? Onun çayı kartlaştı, randımanı azaldı, kontenjana takıldı, düşük fiyata sattı veya hiç satamadı ve zarar etti. Şimdi ne olacak? Bir uyarı, bir nasihat ve düzelir umuduyla tekrar devam ediyorsun yola… Bir başka zaman yine de aynı sorunlar devam ettiğinde artık kendini dinletemiyorsan o yılın son sürgününde yarıcıyı çağırıyorsun ve ertesi yıl için konuşup/anlaşıp anlaşmayı bozuyorsun ve evden çıkarıyorsun. Tekrar yeni yarıcı aramaya başlıyorsun. Tabii yeni ve uygun yarıcıyı da bulabilirsen…

 

Son yıllarda yarıcı bulmak büyük bir sorun haline geldi. Yöre insanının göç vermesi, kalan insanlarımızın yetersiz kalışı veya bu işi benimsemeyişi başka yörelerden(Ordu) veya ülkelerden(Gürcistan) yarıcı bulmaya yönlendirdi. Yeni yarıcı bulabilirsen yoluna devam edersin. Bulamazsan ya kendin aile ferleriyle birlikte veya imecelerle toplamaya devam edersin yada günübirlik işçi bulup ona yemek temin edip, günlük ücretini nakit olarak ödeyip ve çayı alımyerlerine satma işini de kendin üstlenip maceraya devam edersin.

 

Yarıcıların çalıştırılmasında aşağıdaki önemli hususlara dikkat etmek gerekiyor diye düşünüyorum:

 

  • Yarıcı ile öncelikle bir sözleşme yapılması önemlidir. Bu sözleşmede yapacağı işin kuralları açık açık madde madde yazılmalıdır. Bu maddelerde ödüllendirmelerin yanında cezalar da unutulmamalıdır.
  • Yarıcıların sicilinin temiz olmasına dikkat edilmelidir. Bu araştırma o yerin muhtarı tarafından yapılmalıdır.
  • O bölgenin yerli-yabancı(yarıcı) dengesine dikkat edilmelidir. Bu konu o bölgenin muhtarlığı veya belediyesi tarafından ele alınıp yapılmalıdır. Çünkü yarıcı çoğunluğu olan mahalle/köylerde kurallara uyma ve söz dinletme azalmakta, başıbozukluk artmakta, gelenek ve göreneklerimiz yok olmaktadır.
  • Arazi paylaşımının artması yani arazilerin bölüştürülmesinden dolayı karne sayısı artmakta ve bu nedenle yarıcıların denetlenmesi zorlaşmaktadır. Arazi bölünmelerinin önüne geçilmelidir.
  • Bölgenin devamlı artarak göç vermesinden dolayı yerli yarıcı bulmakta zorlanılmaktadır. Yerli yarıcılar özendirilmelidir.
  • Ev sahiplerinin de yarıcılara karşı davranışlarının olumlu yönde değişmesi ve saygısının artırılması gerekmektedir. Davranışların köle veya ırgat şeklinde olmamasına özen gösterilmelidir. Yarıcıyı bir aile ferdi gibi görmek, yerinde ve zamanında müdahale etmek, dertlerini dinlemek, arada bir çaylarını içmek çok zor olmasa gerek. Bu tip davranışlar her iki tarafı daha kazançlı kılacaktır.

 

Nihayet sıra geldi çayın parasını almaya…

 

Ya günlerce satışını yaptığın fabrikanın yolunu aşındırırsın veya hergün fabrikaya telefon edersin. Duyabilirsen ya da anlayabilirsen belediyenin megafonlardan yaptığı anonsları takip edersin. Gübre ücretlerini peşin veya taksitle, işçi ücretini peşin ödeyen üretici, yaş çayın satış ücretini ucu açık süreçte en erken 5-6 ay sonra alabiliyor. 1 yıl ya da yıllar sonrasına sarktığı, bazen de hiç alamayıp bağrına taş bastığı bile oluyor. Neyse ki son yıllarda Çaykur tarafından sürgün bitiminden itibaren 1-2 ay içinde ödemesine başlanmaktadır (tabii bu kuruma verebildiğin çay oranı kontenjanlarla kısıtlanmadığı oranda). Bu güzel bir gelişmedir fakat yeterli değildir. Özel sektör işletmelerinin düzenli ödeme politikası henüz oluşmamıştır. Üreticinin sahip olduğu yaş çayın % 40-50’si özel sektöre satılmakta ise, oluşan mağduriyetin boyutu büyük önem taşımaktadır.

 

Bazen adı dahi bilinmeyen özel sektör çay alım şirketleri tarafından o ilçede fabrikası olmadığı halde işportacı gibi gezici kamyonla mahalle/köye gelinip peşin veya senet karşılığı yaş çay alımı yapılmaktadır. Bu şekilde yapılan satış sonucunda bazen üretici senedin karşılığını alamamakta ve mağdur olmaktadır. Halkın bu tip işletmelere dikkat etmesi ve bu şirketlerin devlet tarafından denetlenmesi gerekmektedir.

 

Ayrıca yine bazı özel sektör çay fabrikaları, bulundukları yöreden olmayan üreticilerin (farklı il/ilçe) ürünlerini kamyonlarla almaktadırlar. Bu sebepten o fabrikanın işlem hacmi dolmakta, yöre üreticisi bu fabrikaya çay satamamaktadır. Yöre üreticilerinin korunması için bu faaliyetleri yapan firmaların devlet tarafından denetlenmesi gerekmektedir.

Çay üreticisinin zorlandığı tek aşama yaş çayı satma işlemi değil elbette…

Çayın tarımının tüm evleri zordur. Ürün vermeye başlamadan önce mevsim başlarında gübrelenmesi, çay toplama öncesi çay bahçelerinde çay bitkisinin aralarında çıkan diken vb. yabani otlardan temizlenmesi,  çayın yılda en az 3 dönemde olmak üzere toplanması/toplatılması, yıl sonunda çay bitkisinin üsten belli oranda düzeltilmesi/kesilmesi, çok büyüyen ve verimi düşen çayların kökten kesilmesi veya çok yaşlanan çayların yeniden sökülüp ekiminin yapılması gibi süreçler de üreticimizi çok yormaktadır.

kardenizcay3

Üzülüyorum… Yazık! çok yazık diyorum.

Bu kısır döngüyü bizzat ben de yaşadım. Bölgemizde çay tarımının başlamasından bugüne kadar geçen yıllar içerisinde yeni teknikler geliştirilerek birçok önlem alınabileceği yerde hala çay üreticilerine yani bizim insanlarımıza bu çileleri çektiren, bu maceraları yaşatanlar utansın diyorum. Benim dayanıklı ve çalışkan Karadenizli üreticime sabır diyorum.

Bu konuda çay üreticisi sendikaları neler yapıyor? Tohumun ilk atılma evresinden başlayarak, çay ücretlerinin belirlenmesine, toplanmasından satılmasına, ücretlerinin ödenmesinden çayın kesilmesine kadar tüm evrelerde üreticiye destek verebiliyor mu? Üreticinin yanında olabiliyor mu? Onların dertlerine çare olabiliyorlar mı? Bu konuda neler yapıyorlar? Soruyorum?

Çay ilk yıllarda elle iki parmakla 2.5 yaprak olarak toplanırdı.

Parmaklar çatlayıncaya kadar çalışılır, yara olunca diğer parmaklara geçilirdi. Daha sonra aynı işlemler diğer elle tekrarlanırdı. Tabii aynı işlevi diğer parmaklarla ve elle yapabilirseniz. Diğer parmaklar da işlev göremez duruma gelince eldiven giyilirdi (tabii eldiveni kullanabilirsen). 1984’li yıllarda çaylık alanların da artması ile birlikte toplama kolaylığı ile ilgili arayış başlamış ve çay makası icat edilmiştir. Elle toplama kalitesinde olmamasına rağmen makasla toplama işi günümüze kadar gelmiştir. 2006 yılından itibaren motorlu makineler de icat edilmiş olup düz parsellerde kullanılmaktadır. Hangi toplama metoduyla olursa olsun toplama miktarı, çaylık alanın yapısına göre değişkenlik göstermektedir. Makasla toplama miktarından 10 kat daha fazla toplama şansına sahip ve işçiliği düşük olan motorlu toplama giderek yaygınlaşmaktadır. Bu motorlu toplama makinelerinin son yıllarda daha taşınabilir ve ekonomik olanları geliştirilmiştir. Hal böyle iken, ilk yıllarda çay elle kişi başı günde 8-10 kg toplanırken, daha sonraları makasla günde ortalama 250-300 kg, şimdi ise motorlu makinelerle düz sahalarda saatte 250 kg yani günde yaklaşık 2 ton çay toplanabilmektedir. Tabii bu toplanan çayları satabilecek alımyeri bulabilirsen. Çay elle toplanırken yaprak sayısı genelde 2.5 yaprak iken şimdi ise 5.5 yaprağı bulabiliyor. Bundan dolayıdır ki üretim teknikleri geliştiği halde çay kalitesi tam tersi düşmüş oldu. Ve eskiden o kaliteli tomurcuklardan üretilmiş, demlenirken bile uzaktan kokusu gelen, lezzetli çayları içmeyi özlemiyor değiliz.

Çaylar deniz kenarlarına boşaltılıyordu.

Çayın işlenmesi 1984 yılına kadar sadece devlet eliyle yapılıyordu. 1980’li yıllarda ekimalanlarının genişlemesiyle yaş çay oranında önemli derecede artış olmuştur. Fabrikaların işleme kapasitesinin üstünde alımı yapılan yaş çay yaprağının fazlası deniz kıyısına dökülüyordu. Üreticileri mağdur etmeme ve desteklemek adına yapılan bu uygulama çay tarihimizde kara bir leke olarak yerini almıştır. Halbuki çay işleme fabrikaları sayısını ve kaliteyi arttırıp ihracata yönelmek doğru tercihti. Çay üretiminin özel sektöre açılması ise 1984’de Çay Kanunu’nda yapılan değişiklikle oldu.Günümüzde yaklaşık 230 özel firma tarafından çay alımı yapılmaktadır. Hal böyle iken niye bu tarımla beslenen insanlar fakirleşti? Çay paralarını niye değerinden alamıyorlar? Hala neden çile çekiyorlar?

Üreticiye çay kesimi tazminat karşılığı yaptırılmıştır.

1993 yılında Bakanlar Kurulu Kararı ile ruhsatlı çaylık alanların 1/5 oranında budanması ile ilgili karar yürürlüğe girmiştir. 1994 yılında Başbakanlık DPT tarafından 1999 Yılı Programı:Destek Çalışmaları kapsamında, çay üretiminin azaltılarak yurtiçi talebe uyumlu hale getirilmesi ve mevcut çaylıkların gençleştirilerek çay yaprağı kalitesinin artırılması için de bir çalışma başlatılmıştır. Çay ocaklarının verim ve yaprak kalitesini artırmak maksadıyla çıkarılan kanun, 1999 yılında 5 yıl daha uzatılmıştır. Bir yıl ara verildikten sonra 2005 yılında çaylık alanların 1/7 oranında budanması koşulu ile 6 yıl daha uzatılarak proje 2010 yılında sonlandırılmıştır. Budamadan dolayı üreticinin uğradığı gelir kaybı hazine tarafından her yıl ödenmiştir. Bu uygulamada bence iyi sonuç alınamamıştır. Bu yolun izlenmesi yanlıştı. Halbuki kaliteyi artırıp, pazar payını genişletmek tercih edilebilirdi. Çay üretim alanlarını genişletmeyi durdurmak içinalternatif tarım ürünlerine yönlendirmek doğru yoldu.

 

Kaçak çay ve ithal çaylar.

 

Kaçak çay, ülkemize yurtdışından yasal olmayan yollarla gizlice sokulan çaydır. Menşei ve işleme tekniği belli olmayan bu tip çaylar güvenilir değildir. Ülkemiz ekonomisi için bir problem olduğu kadar insan sağlığı içinde önemli bir tehlikedir. Halkımızın bu tip çaylara itibar etmemesi gerekir. Piyasaya sürenler tarafından yurdumuz çayına göredaha lezzetli olduğu ve daha iyi dem verdiği kabul edilen bu çaylarda ağır metaller, insan sağlığını bozacak bazı kimyasallar bulunmakta,  hatta bazılarında domuz kanı bile tespit edilmiş durumdadır. İthal çaylar ise, ülkemize yasal yollarla giren dünyada üretimi değişik ülkelerde genellikle aynı yöntemlerle yapılan çaylardır. Ülkemizde üretilenlerden daha kaliteli olanları mevcut olduğu gibi daha kalitesiz olanları da sokulmaktadır. Ayrıca ülkemizde üretilen çayların daha güvenilir olduğunu da unutmamak lazım… Güvenilir olmayan firmalar tarafından ithal edilen bu çaylara itibar etmemek gerekir. Ülkemize yasal yollardan giren bu çayların kaliteli olması, zararlı kimyasallar içermemesi, kontrollerin iyi yapılması gerekmektedir. Ayrıca bu çayların bazı özel işletmelerce ülkemizde üretilen diğer çaylarla harmanlanarak satılması iyi bir yöntem değildir. Bence izin verilmemesi gerekir. Bu işlem çayın tadını bozmaktadır.

 

Dünyamız, yoğun şekilde kullanılan kimyevi gübrelerden kaynaklanan çevre ve toprak kirliliği ile karşı karşıyadır.

 

Yaş çay üretiminde gübre desteği uygulanmamaktadır. Üreticiler bağlı oldukları kooperatiflerden veya özel teşebbüslerden peşin veya taksitle gübre alımını gerçekleştirmektedir. Kimyevi gübreler, tarımsal üretimde en önemli girdilerden biridir. Çay tarımında gübreleme, verim artışı için gerekli besin kaynağıdır. Ülkemizde birçok tarım bitkilerine uygulandığı gibi çaya da verimli sürgün vermesi için ilk toplama öncesiMart veya Nisan aylarında dekar başına 60-70 kg gübreleme uygulaması yapılmaktadır. Uzun yıllar Amonyum nitrat uygulaması yapılmıştır. Toprak asitliliğinin aşırı artması sebebiyle yeni bir gübre arayışına geçilmiş ve yapılan araştırmalar sonucunda kompoze çay gübresi elde edilmiştir. Kompoze gübre; toprak yapısındaki olumsuz değişimi önlemenin yanında, çay bitkisinin kök ve gövdesinin de güçlenmesini sağlamaktadır. Fiyatının yüksek olması sebebiyle üreticilerimiz tamamıyla kompoze gübre uygulamasına geçememiştir.

 

Bu gübrelerin verilmesindeki amaç çayın verimini ve kalitesini arttırmaktır. Bitkinin büyümesini teşvik eder, yan dalların sayısını artırır. Dengeli azotlu gübre ile çayı besleme, kuvvetli ve hızlı bir gelişme ile birlikte verim ve kalitede önemli artış sağlanır. Buna karşın fazla uygulanmasında bitkinin aşırı derecede dallanmasına ve yapraklanmasına yol açar. Buda kalitenin düşmesi ve aynı zamanda doğal ortamın kirlenmesi demektir. Azotlu gübrelerin gereğinden fazla ve sürekli kullanılmasından dolayı çay yaprağındaki nitrat miktarı insan sağlığını tehdit edecek düzeylere ulaşmaktadır. Uygulanan kimyasal gübrelerin belirli bir kısmı bitkiler tarafından kullanılmakta, geriye kalan kısım ise yer altı ve yüzey sularına karışarak insan, bitki ve hayvan sağlığını tehdit etmektedir. Azotlu gübreler, üreticiye yarar sağlaması dışında, yıkanma, buharlaşma ve sera gazları oluşumu gibi olumsuz çevresel etkileri nedeniyle büyük öneme sahiptir.

Çayın sürgün boyuna, verimine kısaca kg.ına yansıyor diye bu verilen kimyevi gübreler, ekolojik yapıyı ve çevreyi bozuyoruz. Bu nedenle artık doğal habitat artık eskisi gibi değil ve korunamıyor.

Yıllarca düzensiz ve aşırı dozda bu tip gübreler kullanıldığından birçok canlı türünün nesli tükenmeye başladı. Balık nesli azaldı. Kuş nesli tükenmeye başladı. Meyve ve sebzelerin tadı eskisi gibi değil. Dayanıklılıkları çok az. Kokulu bitkilerimizin kokusu ya çok az ya hiç kalmadı. Yöremiz insanlarımızın sağlıkları bozuldu. Kanser vakaları maalesef katlanarak artmaktadır. Bu nedenle bu kimyevi gübrelere yerine çay vetarımı yapılan tüm bitkilerde daha sağlıklı ürünler ve nesiller yetiştirmek için artık ahır gübresi, çöp gübresi, çiftlik gübresi, yeşil gübre yanı kısacası doğaya zarar vermeyen organik gübreleri kullanmak gerekir. En güzeli bir an önce son yıllarda bir hayli üretimi de artan tarımı yapılan tümünden organik tarıma geçmeliyiz. En azında bundan sonra doğal yapıyı daha da bozmamak, daha yaşanılır kılmak için bu üretim yolunu hızlandırmamız gerekir. Hem bu yörenin doğal ekolojik yapısını korumuş hem de sağlıklı insan, bitki ve hayvan neslini gelecek nesillere aktarmış olmaz mıyız?

Neden Organik Tarım?

Üretimde kimyasal girdi kullanmadan, üretimden tüketime kadar her aşaması kontrollü ve sertifikalı tarımsal üretim biçimidir. Organik tarımın amacı; toprak ve su kaynakları ile havayı kirletmeden, çevre, bitki, hayvan ve insan sağlığını korumaktır. Bu biyolojik tarımda temel öğe; ekolojik dengenin korunarak bitkisel ve hayvansal üretimin yapılmasıdır. Organik tarımla toprağın canlılığı korunmakta ve çocuklarımızın tabağından zehir uzak tutulmaktadır. Organik gübre kullanarak biyolojik çeşitlilik korunmakta ve böylece kanser riski azaltılmış olmaktadır. Bu nedenle yapılmakta olan çay tarımı ve diğer tarımlar Organik Tarıma yönlendirilmelidir. Ülkemizde Çaykur 2009 yılında, özel sektörde Karali Çay 2000 yılında, Özçay 2010 yılında organik çay üretimine başlamışlardır.

Alternatif ürünlere geçiş hızlandırılmalıdır.

Doğu Karadeniz bölgemizde kivi ve yaban mersini üretiminin yaygınlaştırılmasının yanı sıra yeni alternatif ürünler için de projeler geliştirilmelidir. Bu ürünler Kokulu Üzüm, Karayemiş, Trabzon Hurması, Yeni Dünya, Mandalina, İncir, Kestane vb. yöremizde yetişen ürünler olabileceği gibi yöremiz iklim ve toprak koşullarına uygun Ananas,Avokado, Mango vb. bitkiler de olabilir. Bu tarım çeşitliliği ile yöre insanı rahatlatılacağı gibi ülke ekonomisi de kazanmış olacaktır.

Çay tarımında başka önlem alınması gereken hususları şöyle sıralayabiliriz:

  • Çay paketleri o yörenin tanıtım ve turizmine katkı yapacak şekilde yazı ve fotoğraflarla desteklenmelidir.
  • Yeni çay alım yerlerinin yapılması yerine, toplanan ve alımı yapılan çayların alımyerlerinde yerlere serilmeden, özel torbalarda, taşıma arabalarıyla bekletilmeden fabrikalara transferi gerçekleştirilmelidir. Bunun bu şekilde yapılmasıyla; hem mahalle ve köyler betonarme çöplüğünden kurtulmuş, hem yeni çay alımyerlerinin inşa masraflarından kaçınılmış ve kâr edilmiş, hem de üretilen kuru çayın kalitesi arttırılmış olunur.
  • Çay fabrikaların çoğu (genellikle devletin işlettikleri) o ilin/ilçenin en güzel yerlerinde bulunmaktadır. İlk yapıldıklarında şehrin dışı olmasına rağmen gelişen şehirleşmeyle birlikte şu anda şehrin ortasında kalmıştır. Bir an önce şehrin dışına taşınmaları gerekmektedir.
  • Fabrika baca ve filtre sistemleri modernize edilmelidir.

Sonuç olarak günümüzde T.C. GIDA, TARIM VE HAYVANCILIK BAKANLIĞI iyi bir çay politikası oluşturmalı. Ülkemizin çay tarımında dünya piyasasında iyi bir yerde yer alabilmesi ve bizler gelecek nesillere sağlıklı bir çevre ve tarım alanları bırakabilmek için; yaş çayın alımından, kuru çayı işlemeye ve paketlemeye kadar tüm süreçlerde daha bilinçli bir tarım politikası geliştirmelidir. Alternatif tarım ürünlerine yönlendirmeler yapılmalı. Organik tarıma oldukça uygun olan Doğu Karadeniz bölgemizde çay tarımında bir an önce tümünden organik üretime geçilmelidir.

İyya kayiten biciyat…

(Her zaman iyiliklerle görüşelim)

Osman Nuri ÖZKAN

ozkan@ankara.edu.tr

Kaynaklar:
1) http://www.tarim.gov.tr

2) http://www.caykur.gov.tr ve Çaykur Arşivleri

3) http://ekutup.dpt.gov.tr

4) http://www.agri.ankara.edu.tr

5) http://tr.wikipedia.org

6) http://www.tarimziraat.com

7) http://www.bahce.biz

8) http://www.ozcay.com.tr

9) http://www.ekolojimagazin.com

10) http://www.organiktarimrehberi.info

11) http://www.tarimsalbilgi.org

12) http://www.istatistikci.com

Etiketler :
İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER HABERLER
Arhavi ADD Adına Yakışır Çalışmalara Devam Ediyor Arhavi ADD Adına Yakışır Çalışmalara Dev...

“ÇAY TOPLAMAK BİRŞEY DEĞİL, USANDIK ÇAY SATMAKTAN” diyor yöre halkımız…    “Çay, sağlığın yanında verdiği huzur ile yorgunl...

Güzel Şeyler Oluyor Güzel Şeyler Oluyor

Emine Hekimoğlu köşe yazısı…....

Kamuya Engelli Memur Alınacak Kamuya Engelli Memur Alınacak

“ÇAY TOPLAMAK BİRŞEY DEĞİL, USANDIK ÇAY SATMAKTAN” diyor yöre halkımız…    “Çay, sağlığın yanında verdiği huzur ile yorgunl...

TRT’nin Yeni Genel Müdürü Bilal Erdoğan’ın Arkadaşı İbrahim Eren Oldu TRT’nin Yeni Genel Müdürü Bilal Erdoğan’...

TRT Genel Müdürlüğüne, TRT Genel Müdür Yardımcısı İbrahim Eren atandı. Eren'in atama kararı, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafın...

BU HABER HAKKINDA GÖRÜŞLERİNİZİ BELİRTMEK İSTER MİSİNİZ?(Yorum Yok)
SON EKLENEN HABERLER
Hak, Hukuk, Adalet Diyen CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu İlçemiz Arhavi’yi Ziyaret Etti Hak, Hukuk, Adalet Diyen ...

Rize ve Artvin’de 31 Mart seçimlerinde sandıktan başarıyla ç...

Arhavi’nin Kabusu Olmuştu, Artık Yıkılıyor Arhavi’nin Kabusu O...

İlçemiz Arhavi’de, 40 yıl önce dere yatağına yapılan l...

Hemşehrimiz Tolga Özçakmak’a İstanbul’da Yeni Görev Hemşehrimiz Tolga Özçakma...

CHP Artvin Milletvekili Uğur Bayraktutan’ın danışmanlığını y...

47. Uluslararası Arhavi Kültür ve Sanat Festivalinde Sanatçı Yağmuru 47. Uluslararası Arhavi K...

21-22-23-24-25 Ağustos 2019 tarihleri arasında gerçekleştiri...

Vasfi Kurdoğlu’ndan İSTAD’a Ziyaret Vasfi Kurdoğlu’ndan...

Başkan Kurdoğlu, İstanbul Arhavililer Derneği’nin (İSTAD) yö...

Araplar Yatırım Amaçlı Fındık Bahçesi Satın Alıyor Araplar Yatırım Amaçlı Fı...

Araplar Karadeniz Bölgesi'nde fındık bahçesi satın alıyor....

İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığını Ekrem İmamoğlu Yüzde 54 ile Kazandı İstanbul Büyükşehir Beled...

Türkiye'nin gündemi, YSK kararı sonrası yenilenen İstanbul B...

Askerlik Süresi 6 Aya İndi Askerlik Süresi 6 Aya İnd...

Askeralma Kanunu Teklifi’nin ilk 30 maddesini içeren b...

Artvin’in Vekili ve Başkanları İstanbul’a Çıkartma Yaptı Artvin’in Vekili ve...

Artvin Milletvekili Uğur Bayraktutan ve Belediye Başkanları ...

İdeal Çocuk Akademisi Kreşi Yıl Sonu Gösterisi Yapıldı İdeal Çocuk Akademisi Kre...

İdeal Çocuk Akademisi Kreş öğrencileri ve öğretmenleri taraf...

FOTOĞRAF GALERİSİ
SİNEMA HABERLERİ
VİDEO