Hayatın Tam Da İçinden!

Öncelikle herkese kocaman kocaman sevgiler ve selamlar… J

Biliyorum uzun zaman oldu bir yazının kalemimden dökülmeyeli… Yaz tatili, yeni projeler, iş yoğunluğu vb derken arayı bayağı uzattık… Sonbaharın mayhoşluğu da ilave olunca düşünün işte… J

Ancak toparlanma ve güzel bir başlangıç yapma vakti geldi. Bilgisayarda beyaz bir sayfa açma ve klavyeye dokunma zamanı…J

İşte başlangıç J ….

Bu yazım hayatın içinden ama tam içinden bir şeyler olsun istedim. Ne olsun acaba derken aklıma gelen ilk şey, işitme engelli bir adayla dudak okuma yoluyla yaptığım bir mülakatın yansımaları aslında hayatın tam içinden gerçekleri anlatan bir konu oldu…

Bazı firmaların içinde bulunduğu sektör gereği kanunen belirtilen yasal oranlarda engelli eleman istihdam ettirme zorunlulukları vardır. Oldukça zor ve profesyonel bir yönetim gerektiren bu süreç, İK Departmanlarının yürüteceği en hassas süreçlerden biridir. Ben de böylesine hassas bir sürecin içinde engelli bir arkadaşımız ile çok etkilendiğim bir iş görüşmesi yaptım. Bu görüşme diğer iş görüşmelerinden oldukça farklı bir o kadar da İŞTE HAYATIN GERÇEKLERİ BİRKEZ DAHA SAHNEDE dedirtecek tarzdan bir görüşmeydi.

İş mülakatları insanları daha iyi tanıma ve anlama yönünde çok şey kattı bana. Bir adayı ilk izlenimiyle değerlendirmek ve mülakatı bu doğrultuda yönetmek konularında işlerimi önemli ölçüde kolaylaştırdı. Yazıma konu olan mülakat ise söz konusu mülakatlardan çok farklı bir deneyim yaşadığım ancak son derecede zevkli bir mülakattı.

Genelde engelli aday görüşmeleri diğer görüşmelere nazaran zor geçer. Adayın engeline göre mülakata yön verilir gerekiyorsa sözlü ya da yazılı iletişim yoluyla mülakat yürütülür. Bunu yaparken de adayın engeli nedeniyle üzerinde bulunan olumsuz psikolojiyi olumlu hale çevirmeye özen gösterilir. Engelinin çalışmasına engel olmayacağını hayatın içinde kendilerinin de olduğunu hissettirmeye çalışırsınız. Yani normal görüşmelerden daha profesyonel bir mülakat yönetimiyle karşı karşıyasınızdır.

Gelelim bu ilginç mülakatın detaylarına… Adayım işitme engelli ancak dudak okuma yoluyla karşısındakiyle iletişim kuran yani karşısındaki kişinin söylediklerini dudaklarına bakarak anlayan ve cevaplayan bir işitme engelli… Lise mezunu genç bir bay….Tanınmış birkaç holdingde arşiv ve ik bölümlerinde destek elemanı olarak çalışmış, son derece sevimli, , nazik, düzgün giyimli ve kibar bir kişiydi. İlk tanıştığımızda engelini hissettirmeden son derece pozitif bir edayla “merhaba” dedi, içeri girdi ve elimi sıktı. Daha ilk görüşümde son derece olumlu bir etki yaratmıştı ben de…

Başladık görüşmeye… Önce kendini anlatmasını istedim sonra sözü ben aldım…Anlattıkları o kadar hayatın tam da içinden dedirtti ki, duyduklarım bildiğimiz ancak çözümsüz kalan gerçekleri üzücü bir şekilde ortaya koydu bir kez daha !!!

Türkiye’nin sayılı holdinglerinde engelli statüsünde işe alınıp horlanarak çalışmış. Engeli hakkında insanlar bir sürü şey söylemişler ve engelini yüzüne vurmuşlar. O da işini sevmesine rağmen bu durumdan psikolojik olarak çok etkilenmiş ve son çalıştığı yerden de ayrılmak zorunda kalmış. Oysa istediği tek şey, dudakları okumak ya da yazılı yollardan iletişim kurmakmış. Ama insanlar bunu bile beceremeyerek, çalışma hayatının içinde olmasına izin vermemişler.

Buna rağmen, kendisi engelini hiçbir zaman kendisine engel görmüyor. Çalışma hayatının içinde olmayı seviyor ancak durumunu kendisine engel yaratacak şekilde hissettiren kişiler yüzünden uzun süredir de iş arayışı bulunuyor. Birçok firmaya başvurmuş onlardan da sonuç alamamış. Hala umut ederek iş arayışına devam ediyor…İşte hayat, işte gerçekler !!

Bu konuyu yazmak istedim çünkü bu durum çok sık karşılaştığım ve her defasında duygusal yönden beni derinden etkileyen bir konu oluyor… İK’cı arkadaşlarıma özellikle engelli alımlarında gereken hassasiyeti göstermelerini bu konuda firmalarında etkili politikalar yaratmalarını ve izlemelerini rica ediyorum.

Yazımı tamamlarken son olarak şöyle demek istiyorum; engelli arkadaşlarımızı iş hayatında ve sosyal hayatta kazanmanın, toplum içerisine kazandırmanın yolları daha aktif olarak açılmalıdır. Bu durum birkaç kişinin çabasıyla değil, tüm toplumun, devletin ve sivil toplum örgütlerinin yeterli ve uygun olacak çabalarıyla desteklenmelidir. Tüm işverenler bu konuda gerekli duyarlılığı ve hassasiyeti göstermelidir. Bu durum sadece engelli açığını doldurmak amacıyla değil normal bir çalışan istihdamı gözüyle değerlendirilmeli, bu kişilere de fırsatlar verilerek yapacakları görülmeli ve takdir edilmelidir.

Unutmamak lazım… Hepimiz birer engelli adayıyız…Bu insanlar bizim akrabamız, arkadaşımız,eşimiz, komşumuz yani hayatımızın her alanında birlikte yol aldığımız insanlar…Eğer fırsat verilirse onlar da yaşamın içinde bizler gibi normal bir yaşam sürebilirler…Bizim elde ettiğimiz başarıları, fırsatları ve hayatı onlar da kazanabilirler…Bunlara onların da hakkı var…

PERYÖN Başkanı Sayın Kocabaş’ın dediği gibi “engelli dostlarımıza engelsiz hissettirmenin yolunu bulup yaşamın her noktasında birlikte ilerleyebildiğimizde asıl bütünleşmeyi, birlikteliği sağlayabiliriz”…

Sevgi ve Saygılarımla,

Nurten NAYİR

Bu e-Posta adresi istek dışı postalardan korunmaktadır, görüntülüyebilmek için JavaScript etkinleştirilmelidir

Bu Haberi Paylaş

Yorumlar (0)Add Comment

Yorum yaz
daha küçük | daha büyük

busy