Arhavisitesi
Reklam
Arhavisitesi

Dereler Susmasın!

Osman Nuri Özkan Kaleminden…

01 Ağustos 2015 - 11:23 'de eklendi ve 678 kez görüntülendi. A+A-

Dereler Susmasın!

Evet! derelerin susması susuz bir yaşam demektir. Susuz bir yaşam düşünülemez. Tüm canlılar için ana yaşam kaynağı olan suların yetersizliğinde sırasıyla bitkiler, hayvanlar ve insanlar yok olmaya başlayacağından doğada yaşam zorlaşacak ve gerekli önlemler alınamadığı takdirde yeryüzünde yaşam son bulma tehlikesiyle karşı karşıya kalacaktır.

 

Doğa, canlı bir varlıktır ve yeryüzünün dengesidir. Ama maalesef haksızlıklara uğramakta, derelerin suyu alınarak doğa tahrip edilmektedir. Bizler doğanın enerjisinden besleniyoruz. Biz insanlar bu enerjiyi iyi kullanamaz ve kaybedersek beslenemeyiz ölürüz!!!

 

Su, insanların temel ihtiyacı olan mineralleri içerir. Bir insan vücudunda kanın %92’si, kemiklerin %22’si, beynin ve kasların %75’i sudur. İnsanlar yaşamlarını sürdürebilmeleri için her gün en az 1,5 litre su içmeleri gereklidir. 30 gün aç yaşayabilen insanoğlu susuz 5 gün yaşayamaz. Dünya yüzeyinde karadan çok su vardır. Fakat bu suların % 97,5’i tuzlu su, % 2,3’ü ise kullanılabilir tatlı sudur. Bunun içindir ki yeryüzündeki içilebilir su kaynaklarının önemi gün geçtikçe artmaktadır. Bir araştırmaya göre 2050 yılında dünya nüfusunun yüzde 60’ının yeterli su kaynaklarına sahip olmadan yaşamak zorunda kalacağı varsayılmaktadır. Gelecek yüzyılın en önemli stratejik ürünü su olacaktır. Öyle ki, su yüzünden çatışmaların, savaşların çıkacağı varsayılıyor. En büyük çatışmaların, savaşların yaşanabileceği bölgelerden biri Ortadoğu’dur. Bu bölge petrol bakımından zengin olmasına rağmen, su bakımından oldukça fakirdir. Dünyadaki hızlı nüfus artışı ve küresel ısınma nedeniyle giderek azalan ve kirletilen kullanılabilir suyun petrolden daha değerli hale geleceği aşikârdır. Birleşmiş Milletler tarafından hazırlanan bir rapora göre 2030 yılında nüfusu 100 milyona ulaşması beklenen Ülkemizde ciddi anlamda su sıkıntısı çekeceği öngörülüyor.

 

Ülkemizde içilebilir sularımızı gün geçtikçe yitirdiğimiz gibi sulak alanlarımızı da insan eliyle hızla kurutuyoruz. Son 40 yılda sulak alanlarımızın yarısını kaybetmiş durumdayız. Tükenmekte olan yeraltı sularımızın seviyesi her yıl 1-2 metre düşerken, 2025 yılında ülkemizdeki yağışların da %25 azalacağı öngörülüyor.

 

Topoğrafik yapısı gereği Doğu Karadeniz’in doğusundan itibaren yağışlar artmakta, Rize, Arhavi ve Hopa civarlarında yağışlar en yüksek seviyeye erişmektedir. Doğu Karadeniz havzası içerisinde yer alan illerin ortalama yıllık yağış yükseklik değerleri, Ordu 780 mm, Giresun 926 mm, Trabzon 900 mm, Rize 1264 mm, Artvin 700 mm’dir. Havzanın en doğusundaki Arhavi ilçesinin yağış yüksekliği 2593 mm, Hopa ilçesinin yağış yüksekliği ise 2500 mm’dir. Bu yüksek yağış değerleri arazi eğiminin dikliğinden dolayı havzalardaki suların toplanma süresinin kısa oluşu, ormanlarımızın tahrip edilmesi ve bunun sonucunda meydana gelen erozyon sebebiyle sık sık su taşkınlarına sebep olmaktadır. Yaşanan bu taşkınlarda bazen ağır maddi zararlar yanında çok sayıda can kayıpları da meydana gelmektedir. Bazı aylarda yağışlar çok azalmakta, derelerin debisi oldukça düşmekte ve içme suyu sıkıntısı çekilmektedir. Sulu tarımın yapılmadığı Karadeniz bölgesinde bazen kuraklık sonucu ürünlerde % 36’lık verim kaybı olduğu ifade edilmektedir.

 

Su Kaynaklarının Kirletilmesi

Gelişen sanayi ile birlikte tesislerde yeterli arıtma yapılmadan doğaya salınan atıklar, evsel ve tarımsal kirlilik, plansız ve çarpık kentleşme, ormanlarımızı koruyamama ve su politikaların iyi yönetilemeyişi sonucu havzaların Hidroelektrik Santrali(HES) projelerine ihale edilmesi benzeri faaliyetler sularımızı kirletmekte, azalmakta veya yok olmasına neden olmaktadır. Yaşam şartlarımız zorlanmakta veya yaşam alanlarımızı terk etmek zorunda bırakılıp kültürümüzü ve geleneklerimizi yitirmeye başlamaktayız. Bunun sonucu olarak gelecek nesillere yaşayabilecekleri doğal ve temiz bir çevre bırakamamanın endişesini taşıyoruz.

 

Doğu Karadeniz Bölgesinde Biyoçeşitlilik

 

Doğu Karadeniz Bölgesi dünyanın dolayısıyla ülkemizin doğa koruma açısından en önemli bölgelerinden birisidir. Bu bölgede özellikle Artvin ve Rize illeri bitki ve hayvan ekolojisi ve çeşitliliği bakımından en önde gelen yöresidir. Ne yazık ki Ülkemizin biyoçeşitlilik bakımından bu en zengin bölgesindeki havzaların cansuyu olan dereler ülke ekonomisine katkı olsun diye satılmaktadır. Bölge HES(Hidroelektrik Santralı) projeleri için tahrip edilmektedir. Ülkemize bu yatırımın getireceği katkı sonradan havzaları kurtarmak için yapılacak kurtarma yatırımını ne yazık ki karşılamaya yetmeyecektir. Götürüsü getirisinden büyük olacak bu yatırımları çok geç olmadan durdurmak gerek. Boşa aktığı düşünülen bu derelerin sularını HES’lerle değerlendirip çevreye ve doğal yaşama zarar vereceğimize ülkemizde içme suyu sıkıntısı çekilen illere aktarıp değerlendirebilirsek, doğaya zarar vermeyen diğer yenilenebilir enerji kaynaklarınayatırım yaparak hem Ülkemiz enerji ihtiyacına katkı hem de ülkemiz ekonomisine gelir sağlasak daha iyi ve yararlı olmaz mı?

 

Ayrıca bu vadileri Sit Alanı(Tabiatı Koruma alanı), Tabiat Parkı ve Milli Park gibikoruma alanlarına çevirmek suretiyle (Koruma altındaki orman alanlarının ülke geneline oranı ABD’de yüzde 15, Avrupa’da ise yüzde 10 iken bu rakam Ülkemizde sadece yüzde 1.1 dir. %26’sı ormanlardan oluşan ülkemizde şu anda korunan alanlar ormanlarımızın yalnızca %2’sini oluşturmaktadır.) ekolojik yapıyı koruyarak bu önemli zenginliklerimizi gelecek kuşaklara aktarsak daha iyi olmaz mı? Bunun sonucunda ekosistemi bozmadan ve parkları korunmuş alan olarak ülke ve dünya turizmine açarak daha iyi kazanımlar elde etmiş oluruz. Dünya pazarının ekolojik ürünlere yönelmesini değerlendirerek ve iyi bir tarım politikasıyla bu bölgeyi tarım yönünden başta Çay, Fındık ve Kivi olmak üzere doğal ürünlerin üretildiği vadilere çeviremez miyiz? Bölgenin başta atmaca ailesi olmak üzere göçmen kuşların göç bölgesi üzerinde bulunmasını turizm açısından değerlendirerek ‘Kuş Gözlemciliği’ üzerine yatırımlar yapamaz mıyız? Ayrıca bu yörede doğa yürüyüşçülüğü(trekking) ve yüksek irtifa yürüyüşçülüğü(hiking) gibi sporları geliştirerek bir farklılık yaratamaz mıyız? Daha da önemlisi bu havzalarda yaşayan veya yeni yaşamayı düşünen veyahut daha önce yaşamış ancak, eğitim ve/veya ekmek parası kazanabilmek amacıyla yöresinden uzaklaşmak zorunda kalmış, ilerideki yaşamına tekrar bu bölgede devam ederek gelenek ve göreneklerini sürdürmeyi düşünen insanlarının geleceğini, sosyal yaşamlarını ve kültürünü karartmış olmaz mıyız? Bu bölgede yine eskisi gibi sularımızın, tulumun ve kemençenin sesini aynı güzellikte duyabilecek, horonumuzu oynayabilecek, türkülerimizi söyleyebilecek miyiz?

 Resim2derelersusmasin

Bitki ve Hayvan Türlerinin Azalması ve Yok Olması

 

Doğu Karadeniz Bölgesi, sahip olduğu doğal yaşlı ormanları içerisinde barındırdığı çok sayıda endemik bitki ve hayvan türü ile dünyada koruma altındaki öncelikli bölgeler içinde 200 ekolojik alandan biri olarak gösterilmiştir.

 

Ülkemiz dünyanın çok az yerinde rastlanan bir ekosistem çeşitliliğine sahiptir. Avrupa kıtasının tümünde tespit edilmiş bitki türlerinin sayısı yaklaşık 12.000 iken, Ülkemizde saptanmış bitki türü sayısı yaklaşık 10.500’dür. Avrupa kıtasında endemik (belli bir bölgeye özgü, başka hiçbir yerde bulunmayan) bitki sayısı 2.500 civarlarında iken Türkiye’de ise 3.900 civarlarındadır. Bu sayının yaklaşık 450 türü Doğu Karadeniz bölgesindedir. Sadece Rize ili sınırları içinde 264 endemik bitki türüne rastlanmıştır.

 

Bölgemize bu özellikleri kazandıran, binlerce bitki türüne ve yaban hayatına ev sahipliği yapan Altındere, Ağasar, Fırtına, Hemşin, Çat, Senoz, İkizdere, Çağlayan, Kamilet, Durguna, Arılı, Sundura, Camili, Macahel, Çoruh gibi vadilerdir.

 

Bu sebeptendir ki Ülkemizdeki bu türlerin tehlike altına girmemesi, korunması ve yok olmaması konusunda biz yöre insanlarına daha da büyük bir sorumluluk yüklenmektedir. Zira günümüzde 15 bitki türü, dünya nüfusunun % 90’ını beslemektedir. Ve sadece Buğday, Pirinç ve Mısır dünya tahıl üretiminin 2/3’ünü oluşturmaktadır. Her gün 3 canlı türünün yok olduğu dünyamızda sahip olduğumuz değerleri yitirmeden en azından koruyarak gelecek nesillere aktarabilmeliyiz. Bütün bunları korumanın temelinde ise ana besin maddesi olan suyun korunması yatmaktadır.

 

Doğu Karadeniz Bölgesi Türkiye’nin bitki coğrafyası bakımından oldukça ilginç özelliklere sahip dünyanın önemli bölgelerinden biridir. Vadilerdeki çok sayıda dere ve akarsu denize ulaşmaktadır. Dağların ve derin vadilerin yarattığı çeşitlilik gösteren iklim şartları farklı ve çok özel habitatlar oluşturmaktadır. Bu bölge ormanlarının %12’sini insan müdahalesinin olmadığı doğal yaşlı ormanlar oluşturur. Bu bölgedeki vadiler genellikle meyveliktir. Bu vadilerde Portakal, Mandalina, Limon, Greyfurt, Fındık, Çay, Kivi, Mısır, Buğday, Zeytin, Elma, Armut, Üzüm, Ceviz, Kestane, Kiraz, Vişne, Şeftali, Kayısı, Erik ve Karayemiş yetişir.

 

Doğu Karadeniz yöresine özgü tipik bitkiler olarak; Kardelen, Siklamen, Doğu Karadeniz Süseni, Kumar Ağacı(Orman Gülü), Kestane, Kızılağaç, Karaağaç, Akçaağaç, Şimşir, Porsuk, Meşe, Kayın, Gürgen, Köknar, Doğu Karadeniz Ladini, Doğu Karadeniz Göknarı ve Sarıçam’ı gösterebiliriz.

 

Fırtına Vadisi ormanları, WWF (Dünya Doğayı Koruma Vakfı) tarafından Avrupa’da acil korunması gereken 100 ormandan biri olarak ilan edilmiştir. Fırtına Vadisi, Kaçkar Dağları ile birlikte 537 odunsu bitki, 136 kuş, 30 memeli, 21 sürüngen ve 116 endemik bitki türüne ev sahipliği yapmaktadır. Fırtına, Hemşin, Çağlayan ve Kabisre dereleri her yıl Karadeniz’den iç kısımlara göç ederek yumurtadan çıktıkları yere yumurtlayan Deniz Alalarının da yuvasıdır. Ayrıca 3 Ciğerotu(Hepaticae) türü dünyada sadece bu bölgede Kaçkar Dağları ormanlarında yaşamaktadır.

 

Bölge faunası bitki çeşitliliğinin yanı sıra çok önemli hayvan türlerini de içermektedir. Bu hayvan türleri de doğal dengeyi koruma açısından büyük önem taşımaktadır. Bozayı, Çengel Boynuzlu Dağ Keçisi, Yaban Keçisi, Karaca, Geyik, Vaşak, Porsuk, Tilki, Kurt, Çakal, Yaban Kedisi en önemli türlerin başında gelirler. Ayrıca Kafkas(Hopa) Engereği, Ur Kekliği, Çoruh Engereği, Atmaca, Doğan, Kartal, Kerkenez, Akbaba ve Huş Tavuğu Doğu Karadeniz dağları içinde bulunmaktadır. Ayrıca Kırmızı Benekli Alabalık, Denizalası, Kafkas Arısı gibi ekonomik önemi olan türler ile çok sayıda kelebek çeşidi yaşamını bu bölgede sürdürmektedir. Bu bölgede endemik bitki türleri ve doğal sistemi ayakta tutan biyoçeşitlilik ve eko-sistemin bir parçası olan bu ve benzeri hayvan türlerinin yaklaşık 19’u yavaş yavaş yok olmaktadır.

 

Ülkemizde ve dünyada hayvan türlerinin neslinin tükenmeye başlamasının ve kaybolmasının altında yatan ana nedenler; çevre kirliliği, sanayileşme, ormanların azalması, küresel ısınma, HES ve benzeri projelerle su havzalarında yeterli suyun kalmayışı ile doğanın yanlış kullanımı sonucu canlıların yaşam alanlarının aşırı derecede küçülmesidir. Tüm bu olumsuzlukların ana nedeni insan faktörüdür. Çünkü insanlar dışında hiçbir varlık kendini etkin bir şekilde koruyamaz. Biz insanlar doğal hayatı koruma önlemlerini yeteri kadar alabilsek ve uygulayabilsek yeryüzünde bulunan bitki ve hayvan türleri bu şekilde hızlı yok olmazlardı. Doğaya saygı insan olmanın erdemidir. Bitki ve hayvanlara göstereceğimiz saygı ve koruma insan ırkının ömrü ve geleceği ile paraleldir.

 Resim3derelersusmasin

Doğu Karadeniz Bölgesi Hidroelektrik Santrallerinin Tehdidi Altında!

 

Zengin biyolojik çeşitliliğe sahip Doğu Karadeniz Bölgesi vadileri ne yazık ki hidroelektrik santralleri  tehdidi altındadır. Bu havzalarda birçok HES projesi gündemdedir, planlanmaktadır, yapılmaya başlanmıştır ve bazıları hizmete sokulmuştur. Bu gidişle girilmedik vadi,  kullanılmadık dere bırakılmayacaktır. Bu projelerin kısa ve uzun vadede çevreye olumsuz etkileri büyük olacağı apaçıktır. HES projelerinin gerek flora ve fauna, gerekse doğal ve kültürel değerlere olumsuz etkileri olacaktır ve olmaya başlamıştır. Özellikle orman alanlarından geçmekte olan HES projelerinin neden olduğu büyük tahribat tespit edilmiştir. Orman alanlarından ağaçların kesilerek çıkarılması ormanlık alanlarda önemli miktarda servet kaybına neden olmakta ve açılan alanlarda erozyona ve heyelanlara sebep olmaktadır. Dereler birbirini izleyen fazla sayıda ve uzun iletim hatları (tünel,boru) ile HES’lere taşınmaktadır. Su iletim tünelleri ve boruların geçtiği alanlarda hafriyatların gelişigüzel arazilere bırakılmasıyla orman alanlarında büyük tahribatlar oluştuğu ve dere yataklarını doldurarak su akımını ve kalitesini etkilediği gözlenmiştir. Dere bölgelerine tekrar yeterli miktarlarda ihtiyaç suyunun geri bırakılmaması nedeniyle dereler susuz kalmakta, bu alanlardaki su varlığı ve aynı zamanda yer altı sularını da azaltacağından derelerde ve bölgelerde yaşayan canlıların geleceğini tehdit edecektir. Bunun sonucunda varoluşun ve ekosistemlerin temel unsuru olan su dere yataklarından uzaklaştırılmış olacağından bu vadiler eski yaşamlarını devam ettiremeyeceklerdir.

 

Hidroelektrik enerji üretiminin kültürel ve doğal varlıkları korumak ve sosyoekonomik çevre üzerinde etkisi çok büyüktür. Özellikle barajlı olmak üzere bu projelerde etki çoğunlukla su altında kalan taşınmazlar ve yöre halkının yeniden iskânı, endemik ve nesli tükenmekte olan bitki ve hayvan türleri ile orman varlığının yok olması konularında ortaya çıkmaktadır. Buna ek olarak, tesislerin yer seçiminde gerekli önemin gösterilip titiz davranılmaması çevresel açıdan hassas yörelerde birçok projenin iptalini gündeme getirmiştir. Bu yüzden bazı projeler mahkeme kararıyla durdurulmuştur.

 

Bugüne kadar Giresun, Trabzon, Rize ve Artvin illerinde toplam 341 yüklenici firma hidroelektrik santralı(HES) yapımı için müracaat etmiş, yapım ve inşaat çalışması devam eden 138 projeden 100’e yakını mahkemelere verilmiş, 29 proje inşaatına mahkemelerce yürütmeyi durdurma ve iptal kararı verilmiştir.

 

 

Ülkemiz enerji konusunda çoğunlukla dışa bağımlıdır, bizim gibi gelişmekte olan ülkelerde çağdaş yaşam koşullarının devam edebilmesi ve sanayinin artan enerji ihtiyacının sağlanabilmesi önemli bir sorundur. Ülkenin geleceği göz önünde bulundurularak yerel ve yenilenebilir enerji kaynaklarına(Güneş, Rüzgar, Hidro(HES), Jeotermal, Odun, Biomass, Med-Cezir(Gel-Git), Dalga, Deniz Akıntıları) yönelmek kaçınılmazdır. Fakat bu enerji kaynaklarından biri olan Hidroelektrik santrallerini “en temiz ve geri dönüşümü en kolay enerji kaynağıdır” düşüncesi ile bu bölgemizi tercih ederek elimizdeki güzelim değerleri yok etmememiz gerekir. Kısaca ”Ülkemize HES’lerle enerji kazandıralım derken, eldeki güzelim değerleri yitirmeyelim”.

 

Ayrıca ‘Ülkemizde enerji sıkıntısı var, yenilenebilir enerji şart’ söylemini sadeceHES’ler için politika haline getirip yasal kılıflara uydurarak mevcut ÇED(Çevresel Etki Değerlendirmesi) Yönetmeliğini de yüklenici firma lehine değiştirerek veya rapor istemeyerek Ülkemize ve doğaya daha çok zarar verdiğimizi anlamamız gerek. Halbuki Ülkemizde enerji dağıtımındaki mevcut kayıpların ve kaçak kullanımın önlenmesi bile derelerimizi kurtarabilir.

 

Evet! Avrupa’da 2 kişiye 20m2 orman alanı düşerken, Ülkemizde 20 kişiye 2m2 orman alanı düşüyorsa ve son 50 yılda ülkemiz ormanlarının yarısını kaybettiysek(44.3 milyon hektardan 20.7 milyon hektara) bu durum düşündürücü ve üzücü değil midir? Erozyona uğrayan ve gittikçe çöl olan bir ülke duruma gelmiş olmamız HES benzeri projelerden ve yanlış kullanımlardan değil midir? Soruyorum! Bizler gelecek nesillere nasıl bir Türkiye bırakmak istiyoruz? Üç tarafı denizlerle çevrili zengin bir ekosisteme sahip olduğumuz halde sadece eski fotoğraflara bakıp avunabileceğimiz, deniz ve toprak ürünleri tükenmiş ve baktıkça kahrolacağımız dışa bağımlı, sudan yoksun bir çöl ülkesi mi? Yoksa bitki ve hayvan türleri bakımından zengin, gürül gürül akan dereleri, içilebilir sulara sahip, sağlıklı ürünler ile nesillerini besleyebilen cennet diye nitelendirebileceğimiz güzel bir ülke mi?

 

Sonuç olarak; Çevre ve Orman Bakanlığı ile Enerji Bakanlığı’nın Doğu Karadeniz bölgesinde verdiği HES proje izinlerini iptal edip dünyanın sayılı önemli bölgelerinden ve ekolojik değerler bakımından çok zengin olan bu güzelim coğrafyayı daha çok zarar görmeden bir an önce kurtarması gerekmez mi?

 

“Çok geç olmadan daha güzel ve yaşanılır bir gelecek için ülkemizin sularına ve güzelliklerine sahip çıkalım.”

İyya kayiten biciyat…

(Her zaman iyiliklerle görüşelim)

Osman Nuri ÖZKAN

ozkan@ankara.edu.tr

Kaynak :

  • Doğal Hayatı Koruma Vakfı (WWF)
  • Birleşmiş Milletler Raporu
  • Anadolu Ajansı (AA)
Etiketler :
İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER HABERLER
Arhavi ADD Adına Yakışır Çalışmalara Devam Ediyor Arhavi ADD Adına Yakışır Çalışmalara Dev...

Evet! derelerin susması susuz bir yaşam demektir. Susuz bir yaşam düşünülemez. Tüm canlılar için ana yaşam kaynağı olan suların yetersi...

Güzel Şeyler Oluyor Güzel Şeyler Oluyor

Emine Hekimoğlu köşe yazısı…....

Kamuya Engelli Memur Alınacak Kamuya Engelli Memur Alınacak

Evet! derelerin susması susuz bir yaşam demektir. Susuz bir yaşam düşünülemez. Tüm canlılar için ana yaşam kaynağı olan suların yetersi...

TRT’nin Yeni Genel Müdürü Bilal Erdoğan’ın Arkadaşı İbrahim Eren Oldu TRT’nin Yeni Genel Müdürü Bilal Erdoğan’...

TRT Genel Müdürlüğüne, TRT Genel Müdür Yardımcısı İbrahim Eren atandı. Eren'in atama kararı, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafın...

BU HABER HAKKINDA GÖRÜŞLERİNİZİ BELİRTMEK İSTER MİSİNİZ?(Yorum Yok)
SON EKLENEN HABERLER
Araplar Yatırım Amaçlı Fındık Bahçesi Satın Alıyor Araplar Yatırım Amaçlı Fı...

Araplar Karadeniz Bölgesi'nde fındık bahçesi satın alıyor....

İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığını Ekrem İmamoğlu Yüzde 54 ile Kazandı İstanbul Büyükşehir Beled...

Türkiye'nin gündemi, YSK kararı sonrası yenilenen İstanbul B...

Askerlik Süresi 6 Aya İndi Askerlik Süresi 6 Aya İnd...

Askeralma Kanunu Teklifi’nin ilk 30 maddesini içeren b...

Artvin’in Vekili ve Başkanları İstanbul’a Çıkartma Yaptı Artvin’in Vekili ve...

Artvin Milletvekili Uğur Bayraktutan ve Belediye Başkanları ...

İdeal Çocuk Akademisi Kreşi Yıl Sonu Gösterisi Yapıldı İdeal Çocuk Akademisi Kre...

İdeal Çocuk Akademisi Kreş öğrencileri ve öğretmenleri taraf...

Arhavi Türk Sanat Müziği Topluluğu’ndan 17. Geleneksel Türk Sanat Müziği Konseri Arhavi Türk Sanat Müziği ...

İlçemiz Arhavi’de uzun yıllardır Türk Sanat Müziği dalında i...

İstanbul Milletvekili Mehmet Bekaroğlu ve Sarıyer Belediye Başkanı Şükrü Genç’ten Başkan Kurdoğlu’ya Ziyaret İstanbul Milletvekili Meh...

Cumhuriyet Halk Partisi İstanbul Milletvekili Mehmet Bekaroğ...

Bayraktutan ”Taban Fiyat Altı Çay Alımı Yasaklanmalı”  Bayraktutan ”Taban ...

Türkiye Büyük Millet Meclisi genel kurulunda gündem dışı söz...

Atakan Yaşam Mücadelesini Kaybetti Atakan Yaşam Mücadelesini...

Rize Devlet Hastanesi'nde anestezi verilerek, dişi çekildikt...

Arhavi’de Lipton Fabrikasının Kapatılması İlçeyi Ayağa Kaldırdı Arhavi’de Lipton Fa...

Artvin’in Arhavi ilçesinde çay üretimini 1 yıl askıya alan L...

FOTOĞRAF GALERİSİ
SİNEMA HABERLERİ
VİDEO