Arhavi Kültür & Turizm & Video Sitesi www.ArhaviSitesi.com Arhavinin Dünyaya Açılan Penceresi ArhaviSitesi Yayın Grubu - ÇAY TOPLAMA YARIŞMASI 
İSTANBUL ARHAVİLİLER DERNEĞİ - İSTAD

MENÇUNA 2009 FOTO

Mençuna Şelalesi org. Foto 1

Mençuna Şelalesi org. Foto 2

ARHAVI FOTO

ARHAVİ FESTİVAL PROGRAMI

36.ULUSLARARASI
 ARHAVİ KÜLTÜR VE SANAT FESTİVALİ

35.FESTİVAL PROGRAMI

Kimler Online

Şu anda 12 misafir bağlı

Üye Giriş

SON 5 ÜYE

ezmoce_x (ezmoce_x)
(2010-08-08 12:34:55)
furkan51can (furkan51can)
(2010-07-31 18:17:56)
cilingir (cilingir)
(2010-07-28 03:06:03)
asmaca (asmaca)
(2010-07-20 20:45:25)
Atmaca_008 (Atmaca_008)
(2010-07-20 10:29:39)
ANASAYFA arrow ÇAY TOPLAMA
 
q
WEB SAYFAMIZ YENİLENDİ...
MHP GRUP BAŞKAN VEKİLİ OKTAY VURAL ARTVİN'E GELİYOR...
RECEP İVEDİK 3 TÜRKİYE İLE AYNI ANDA ÇARMIKLI SİNEMA SALONUNDA...
CHP ARHAVİ İLÇE BAŞKANI'NI SEÇİYOR...
YÜREĞİNE SOR 12 MART'TA SİNEMALARDA...
ARHAVİ ÇARMIKLI SİNEMASINDA BU HAFTA...
GENEL KURMAY BAŞKANI İLKER BAŞBUĞ " VİCDANSIZLARA SESLENİYORUM"
ARHAVİ'YE YILIN İLK KAR'I YAĞDI...
CHP İLÇE SEÇİMLERİNE DEVAM EDİYOR...
ÇAY TOPLAMA YARIŞMASI PDF Yazdır E-posta
Üye Değerlendirme: / 29
Kötüİyi 
Yazar Tolga Özçakmak   
Pazar, 27 Ağustos 2006

ÇAY TOPLAMA YARIŞMASI

 (SUNUŞ - 3-)    

                                    

                 Çin kamelyası diye adlandırılır. Camelia siensis bitkisi bir kamelya türüdür. Bilinçli olarak 19. yy. başından beri yetiştirilmektedir. Ancak binlerce yıl önce Çin İmparatoru Shen Nung sıcak suyun içerisine düşen çay yaprağının suyun rengini değiştirdiğini görmüş ve o haliyle içerek tatmıştır. Çayın tadını çok beğenen imparator daha sonra bu içeceği devlet konuklarına ikram etmeğe başlamıştır.

                 Ülkemize ilk kez 1888 yılında Japonya’dan getirilen çay tohumları, Bursa’da yetiştirilmek üzere denenmiş ancak çayın ekolojik şartları ve dikim tekniği tam olarak bilinemediğinden bu bölgede sonuç alınamamıştır.

                  Yurdumuz şartlarında çayın yetiştirilmesi fikri ise ilk olarak 1918 yılında zamanın ziraat profesörü Ali Rıza ERTEN Bey tarafından ortaya atılmıştır. 1924 yılında çıkarılan 407 sayılı Kanunla ilk ciddi girişimler yapılmış, ziraat umum müfettişi Zihni DERİN tarafından 1924 yılında Batum’dan getirilen çay tohumları, Rize’de bu gün Çay Araştırma Enstitüsüne ait bahçeye ekilerek başarı sağlamıştır.

                  Daha sonra özellikle 1950’li yıllarda hızla ekim alanları genişlemiştir. Ülkemizin bu gün itibarı ile 26.968.02 metre karelik alanı çaylıklarla kaplanmıştır. Hasat edilen bu çaylar ÇAYKUR’ ait 46 ve özel sektöre ait 150 adet irili ufaklı fabrikalarda işlenmektedir.

                   Çay, deyim yerindeyse Doğu Karadeniz’den yaşayan; Borçka’dan Tirebolu’ya kadar herkesin makûs talihini değiştiren rengi itibariyle yeşil ve bitkisel bir altındır. Doğu Karadeniz’de yetişen hiçbir ürün, (Fındık, asma üzümü, mısır, patates, pirinç, mandalina, kivi ) çaya alternatif olamamıştır. Çay diğer sanayi bitkileri gibi yılda bir kez değil; yüksek ve dağlık bölgelerde en az iki, orta kesimlerde üç ve sahil kesimlerinde dört defa ürün verir.    

 

                  Çay cömerttir. Bu yüzden bizim insanımız çayı çok sevmiştir. Sağladığı gelir dışında Dünya’da zararlısı olmayan, zirai mücadelesi yapılmayan belki de tek bitkidir. Biraz gübre verip, yağışı bol memleketimizde birkaç gün de güneşi gördü mü tutamasın sürümleri. Bu sürümler insanımızın kaderini değiştiren sürümlerdir, paradır, berekettir. Çayla göç durmuş, gurbet bitmiştir. Çaydan önce keserini alan inşaatlara giderdi, şimdi ise makasını-sepetini kapan çay bahçesine giriyor.

         Çay ziraatından önce, eski insanlarımız; pantolona yama üzerine yama yaparlardı, düğünlerde bir kat elbiseyle 10 kişi damat dururdu. Bir Reşat altını 3 geline sıra ile takılırdı. Bazı yerlerde bir evde 3 aile beraber oturup, birlikte yaşardı. Şimdi ise bu saydıklarımızın hiçbirinin önemi kalmamıştır.  Her ailenin birden çok evi var, Arhavi’ye şöyle bir bakın 16 bin nüfusa, 8 bin konut.  Bu varlık başka nasıl izah edilir ki?

                    Bakın, çayın bizi getirdiği yere bakın. Bu zenginliklere vesile olan çaya bakın. Şimdilerde ise; eskiden çok para eden çayın alım gücü kalmadı, yeterince zam vermiyorlar diye ah vah ediyoruz. Sinirlenip, kızıyor ve eskiyi mum ile arıyoruz.   Her şeye rağmen çay bizi; varlıklı, zengin, kültürlü, katılımcı, eğitimli, medeni ve ayrıcalıklı yaptı.  Yani çaya çok şey borçluyuz. Mayıs ayını dört gözle bekleyen bizler  çaya methiyeler düzerek  festivalimize konu ediyoruz., Toplanışını bilmeyenlere yarışma formatıyla tanıtmak istiyoruz.

                                                   

Hazırlayan: Ali İmdat ÖZÇAKMAK

                                                           

 Halk Kütüphanesi Müdürü 

                                                                    

 Fes. Kül. Et. Kom. Bşk.  

 

Son Güncelleme ( Çarşamba, 02 Nisan 2008 )