| 36 YILLIK EFSANENİN ARHAVİ FESTİVALİNE VEDASI... |
|
|
|
| Yazar TUNCAY TOLGA ÖZÇAKMAK | ||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
| Cumartesi, 30 Ağustos 2008 | ||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
|
36. ARHAVİ KÜLTÜR VE SANAT FESTİVALİNİN 2008 YILI ANALİZİ
Arhavi’de bir festival daha başarılarla dolu organizasyon sonucu sona erdi. Bu yıl festivale ilgi sanıldığının aksine sanki biraz daha da fazlaydı. Festivalin 4 günlük süreci içerisinde insanlar coştular, eğlendiler ve çok mutlu oldular. Arhavi etkinlikler boyunca gerçekten bir kültür kenti görünümündeydi. Yurt dışından, yurdumuzun değişik kentlerinden ve komşu ilçelerden çok renkli insanlar akın-akın Arhavi’ye geldiler. Sosyal yaşamın gıdası olan kültürel aktivasyondan kendilerine göre pay aldılar.
Hazırlanan programlar incelendiğinde değişik insan gruplarının zevklerine hitap eden konuların titizlikle seçildiği, her kesimin arzuları, beklentileri dikkate alınmış olduğu görülüyor. Böyle olmasında başta Belediye Başkanı Musa ULUTAŞ’IN ve kurmaylarının önemli rollerinin olduğunu düşünüyorum. Musa ULUTAŞ; Belediye Başkanı sıfatının yanında iyi bir organizatör olduğunu da son yıllarda yaptığı festivallerle kanıtladı. Her zaman siyasi gözlüklerle bakılan festivale politik yatırımlar yerine, siyasi mesajlardan uzak durarak bölgesel bayram havası vermeğe çaba gösterdi. Festivalimize konuk olan gerek muhalefet ve gerek iktidar partisine mensup Milletvekillerine saygı ve sevgisini göstererek, Türk Milletinin en önemli özelliği olan geleneksel ev sahipliği kimliği ile hiçbir ayırım yapmadan konukseverliğini ve tarafsızlığını ispata çalıştı. Yoğun etkinlik programı arasında zaman ayırıp, Müftülüğümüzün hizmet binasının temel atma törenine katıldı. İlimiz Milletvekili, Sayın Ertekin ÇOLAK beyefendiye konuk olduğu süre içerisinde eşlik etti. Bu yıl festivale damgasını vuran bir başka isimde Tuncer TORUNLAR’dı. Kısaca; başkanı bulunduğu İstanbul, Arhavililer Derneği’nin yönetim kadrosu ile birlikte festival etkinliklerinde yerlerini aldılar. Festivalin gerçekleştirilmesinde varlıklarıyla hem maddi hem de manevi güç kattılar. Tam kadro katılarak birlikteliklerini teyit ettiler. Birinci gecenin tüm sanatçıların mali finansmanını sağlayarak komitenin maddi sıkıntısına payanda oldular. Her şeyden çok; sanatı ve sanatçıyı emsallerinden daha önce tahlil edebilme yeteneğine sahip olan Arhavi halkına Türk Sanat Müziği branşında geleceğin Zeki MÜREN’i olacak ÇAĞDAŞ adında, umut dolu bir sanatçıyı tanıştırdılar. Biraz Çağdaş’tan bahsetmek istiyorum. Türk Sanat Müziğini sevenler festivallerde bu branşta okuyan en az birkaç sanatçının olmasını isterler. İlçemize önceki yıllarda gelerek konserler veren; Zekayi TUNCA, Nurdan TORUN gibi kendilerini kanıtlamış mükemmel sanatçılardan sonra hedefi her zaman daha yukarısı olan Arhavi festivaline ismi henüz yeterince duyulmamış Çağdaş’ı getirtmesi organizasyon açısından çok büyük bir risk oluşturmuştur. Buna rağmen festival komitesi, Başkan Tuncer TORUNLAR’a güvenerek getirttiği TSM sanatçısı Çağdaş’a sahnede önemli bir zaman diliminde yer verdi. Çağdaş; başarısıyla herkesi şaşırtarak seyirciden tam not aldı. Sesinin güzelliği, kişiliği, sahne hâkimiyeti kısaca performansı diğer artılarıydı. Ama bence en önemlisi; sahne kültürü gereği nerede ne okuyacağını çok iyi bilmesiydi. Hicazla seyirciyi sıkmadı; rast, muhayyer ve nihavent makamlarından oluşan repertuarıyla dinleyicide coşkuyu yakaladı. Özetle; festival sanatçısı olduğunu ispatladı. Bunca güzelliği bir arada taşıyan Çağdaş’ın tek olumsuz tarafı ise; soyadsız adıydı. Bana alaturka okuyan birinin soyadı kullanmadan alafranga bir isme sahip olması biraz tuhaf geldi de… Devletlerarası kültürel program değişimi neticesinde yapılan protokolle ülkemize getirilen İspanya, Polonya, Bulgaristan, Romanya ve Finlandiya gibi devletlerin halk oyunları ekiplerinin değişken olarak her yıl Arhavi’de ağırlanması TUFAK (Türkiye Folklor Araştırma Kurumu) temsilcisi Sayın Melih ARAS beyefendinin çabaları ve takdirleri sonucunda kurumsallaşmıştır. Festivalimiz bu yüzden uluslararası boyut kazanmıştır. Gelen konuklar sadece ülkelerine ait oyunları oynamakla sınırlı değiller. Yöremizin kültürünü öğrenerek örf, adet ve geleneklerimiz hakkında fikir sahibi olarak ülkelerine dönmektedirler. Örneklersek; bütün ekiplerin toplu halde ve Türkçe olarak Cilveloy-Ata barı şarkılarını söylemesi seyircide büyük bir memnunluk yaratmıştır. Özellikle Polonya kafilesinin ekip başı Bayan Maria’nın Arhavi şivesiyle kusursuz söylediği Laz’ca şarkı (Avlı Skani’z Gedgin Limhana’şi Bardi) hayretle karşılandığı gibi, ulusların barışa, dostluğa ve kardeşliğe değer vermesinin gereği olması açısından mesaj verici nitelikteydi. Yanı hayat savaşmak için değil yaşamak ve paylaşmak için gerekli olmalıydı… Türkiye’nin bir İslam ülkesi olması gerçeğiyle, Finlandiya ekibinin ön yargısında; halkımızın tamamının Arap kültüründe bir yaşam tarzını benimsediği şeklindeki bir kanaate sahip olduklarını gördük. Yani erkeklerimizi çember sakallı-siyah şalvarlı, kadınlarımızı ise; peçeli ve çarşaflı sanıyorlarmış. Arhavi gibi küçük bir ilçede yaşayan insanların gayet modern giyinip, sosyal yaşamdan kadın-erkek ayrıcalığı gözetmemeksizin eşit oranda pay aldıklarını gördüklerinde, Türkiye hakkında kafalarında oluşan olumsuz, kara bulutlarının dağıldığını görmek, komite olarak ülkeye bir başka alanda hizmet vermenin mutluluğunu yaşatıyor insanda… Hep farklı şeylerin ilki yaşandığı ilçemizde bu defa da Kültür ve Turizm Bakanlığı, Devlet Opera ve Balesi Sanatçılarının sunduğu aryaları dinleyerek bir yeniliğe daha toplumsal olarak imza attık. Opera hakkında çok fazla bilgi sahibi olmamamıza rağmen halkın bu sanata ve sanatçılarına gösterdikleri ilgi çok şaşırtıcıydı. Özellikle içlerinden birinin Arhavili, diğerinin ise Artvinli oluşu insanların ön yargılarında sanatçılara sempati duyulmasında etken olan faktörlerden biriydi. Her organizasyon içerisinde bu yıl mutlaka bir Arhavilinin olması için komitenin özel bir çaba sarf ettiği bilinen bir gerçekti. Ama bu durum sadece bir tesadüftü. Biri piyanist olmak üzere beş kişiden oluşan grupta bir tenor, bir soprano, bir mezzosoprano ve birde bas-bariton solist vardı. Tekli, ikili ve dörtlü gruplar halinde yöremizin bilinen şarkıları operet tarzında okundu. Seyircinin nabzını iyi tutan devlet sanatçıları coşturmasını iyi bildiler. Çıtayı yavaşça yükselterek batı ezgileri ile final yaptılar. Özellikle hemşerimiz Arhavili genç tenor Oğuz SIRMALI Pavarotti’nin Nessun Dorma aryasını söylerken sesini kullanışındaki becerisi ile seyirciden dakikalar süren alkış aldı. Bu alkışlar bence sanatçıya olduğu kadar; her türlü sanata eşit mesafede saygı duyan, her türlüsünü benimseyen seyircinin-dinleyicinin kendisini takdir eden alkışlarıydı. Bu yıl işitsel sanatçıların yanında sinema ve tiyatro gibi görsel sanatlar alanlarında ün yapan oyuncularda festivalimizin konuğu oldular. Son yıllarda sinema ve televizyon seyircilerin büyük beğenisini kazanan Kurtlar Vadisi oyuncularından Deli Hikmet karakteri ile tanıdığımız ve aslen Arhavi’nin Yolgeçen (Lome) köyünden olan hem şehrimiz Erdem ERGÜNEY ile yöremizden 93 Harbi sonrası ailesinin Sakarya’ya göçmesi sonucu Adapazarı’nda doğup büyüyen ve dizide Memati lakabıyla hayranlık uyandıran Gürkan UYGUN festivalimize onur konuğu oluşlarıyla komite büyük sükse yaptı. Müziğin en keyifli, şovun en görsel olduğu anda her şeyin biranda susmasıyla seyircide teknik bir arızanın meydana geldiği kanaati oluşurken, tonmaysterin fışkırttığı sis bulutlarının arasından Kurtlar Vadisinin jenerik müziği ile sahnede beliren oyuncuları izleyen herkeste tarif edilemez heyecanlar, duygular oluştu. Güzel düşünülmüş ve çok iyi uygulanmıştı. Oyuncuların seyircilerle diyalogları ertesi günkü “Çay Toplama Yarışması”nda, sokakta ve Lome köyünde gün boyu, akşama kadar sürdü. Festivalin görsel cazibesi; konuk sanatçıların popülizmiyle ve ait olduğu toplumun işlenebilir kültürel konuların zenginlikleri ile ilişkilidir. Bu faktörlere estetik ilave edildiğinde arzulanan kaliteye ulaşılır. Bize göre 3 gün 3 gece süren etkinlikler için belirgin estetik sadece ses ve ışık düzeninde sağlanmıştır. Festival organizasyonunda ön önemli araç ve gereçler genellikle ses ve ışık düzeni üzerinde yoğunlaşır. Bu yılda ses düzenini yine bir Arhavili hemşerimiz olan İntro Müzik şirketinin sahibi Emin EROL sağladı. Emin Bey, İtalya’dan getirdiği ve türünden sadece Türkiye’de iki adet bulunan bu ses ve ışık düzeninden para kazanmadan festival süresince mükemmel bir hizmet sundu. Her festivalde; kutlama ve anma günlerinde Arhavi’nin ve Arhavilinin yanı başında olmayı kendisine görev bilen Cengiz KURTOĞLU’nun nostaljik şarkılarından oluşan mini konserini dinlemek ikinci gecenin en mükemmeliydi. KURTOĞLU, sahneye siyah pantolon, siyah gömlek ve beyaz ceketinden oluşan ve kendisine çok yakışan kostümüyle çıktı. Duruşuyla, yürüyüşüyle, sahne hâkimiyetiyle ve mesajları ile ithaf edilen “Baba”lığı hak eder gibiydi… Şarkılarını ilk günkü heyecanı ile okudu. Her kes kendi hayatından anlam çıkardığı mısralardan maziye yolculuk etti. Yaşlandıkça daha lezzetli… Kısaca Cengiz, Fransız şarabı gibiydi.
Cengiz; bir başka Arhavilinin, eski bestekâr yeni bir ses olan Metin ŞEŞENOĞLU’nun elinden tuttu, sahneye aldı. Metin ŞEŞENOĞLU piyasaya yeni sunduğu kasetinden iki romantik şarkı okudu. Şarkıları çok güzeldi. Baharın çiçeklerine geçte olsa konmuş bir arının mutluluğu vardı gözlerinde. Ama bence Arhavi Festivali için bestelediği Festival Marşı onun müzik hayatında kalıcı olması açısından “Anzer Balı” kadar değerliydi. Festivalimiz 18 yaşına girerken değerli Resim Öğretmenimiz ve Sunucumuz M. Remzi ÖNCEL tarafından Festivalin artık değişmeyecek, Arhavi’nin tüm özelliğini yansıtan amblemi çizilmişti. Şimdi de yine 18 yıl sonra festivalimiz 36. yaşında iken Metin ŞEŞENOĞLU tarafından Festival Marşı bestelenerek literatürümüze girdi. Mıknatısın N ve S kutupları misali bu iki büyük sanatçıyı kader birçok yerde bir düzlemde buluşturmuş olmasına rağmen yan yana getiremeyişini büyük bir kayıp olarak telakki ediyorum. Şimdi de estetik olduğu kadar zer afet açısından da mükemmeli yakalamış, on parmağında on marifeti bulunan, bir Arhaviliden çok Arhavili olan Zeynep Eylem ŞENKAL’den bahsetmek istiyorum. Z. Eylem ŞENKAL’in sahip olduğu alçak gönüllülük, nezaket, hoşgörü, eğitim, bilgi ve kültür donanımı ile sunuculuktaki meziyetleri karizmasının referansıdır. Böylesine bir yeteneği ancak uluslararası organizasyonlarda görebiliriz. Bence 3 yıldan beri uluslararası düzenlenen ve büyük ilgi gören Arhavi Festivalinin en büyük başarısı, Eylem ŞENKAL ve Hakan BİLGİN gibi sanat hayatlarında zirve yapan sanatçılarla programa başlamalarıdır. Evet, Hakan BİLGİN yine bir Arhavili isim ve festivalimizin lokomotifi… Her yerde her ortamda yerini aldı. Bütün etkinliklerde boy gösterdi. Halkla iç-içe birlik oldu. Esprileri ile sempati topladı. Soylu bir ailenin sanatkâr çocuğu olan Hakan Bilgin; mütevazı, sevecen, samimi ve Arhavi sevdalısı bir insan olarak hafızlarımızda iz bıraktı. Festivalimiz etkinlikleri içerisinde yer alabilmek için aracı kullanan amatörlerin festival sonrası ücret talep ettiklerine birçok kez şahit olmuşuzdur. Ama Hakan BİLGİN gibi; Sinema, Tiyatro, Televizyon ve Sahne sanatçısı bir insanın kendi özel işlerini iptal ederek festivalimize gelmesi, katıldığı festivallerden hiç birinden ücret talep etmemesi ne kadar manidar, ne kadar anlamlı değil midir? Onun ne kadar mükemmel bir insan olduğunu ortaya koymuyor mu? Yolun açık, sansın bol olsun sevgili dostum… Festival etkinliklerinde hep şöhretler yoktu. Bizlerden biri olarak çok iyi işler yapan yerel ve bölgesel sanatçılarımız da vardı. Bunlardan biri olan genç popçumuz Tolga KURT’u kendini geliştirmiş, sesini çok iyi kullanan bir sanatçı olarak değerlendirdim. Sahne hâkimiyeti ve orkestra ile uyumu mükemmeldi. Ciha Dağı Efsanesi 2 orkestrası festivaldeki performansı ile profesyonel topluluk gibiydi. Özetlersek gerek fizik ve gerek teknik olarak başarılıydılar. Tek eksikleri, türlerinde hala kararsız oluşlarıydı. Karadeniz rock’la dolu olan repertuarlarından arınarak, adını aldıkları efsanevi grubun izinden gitmelerini, bölgesel değil, bütünsel dinleyicilere hitap edecek müzik yapmalarını tavsiye ederim. Tamer GÜNAYDIN, sesini ve sahnesini çok iyi kullanan bizden biri olan sanatçılarımızdandı. Türk Sanat Müziğinin en güzel şarkılarını kadife sesiyle okurken seyirciyi motive etmesini çok iyi bildi. Metin ÖZEN’de fantezi müziğimizin en güzel örnekleri ile dinleyicilerini coşturdu. Yaşar ÖZİSKENDER’in Karadeniz şivesiyle yaptığı müzik orijinallerinden dahi güzeldi. Sempatik tavrı, sahnedeki rahatlığı ile bu işin aşinası olduğunu kanıtladı. Kemençeyi konuşturan ve show yapan Mehmet CANOĞLU ise izlenmeye değerdi. Sahne alan her dört sanatçımızda seyirciden tam not aldı. Her türlü etkinlikler; komitenin tayin ettiği ve önceden belirlenen işin ehli insanlar tarafından yapıldı. Başarının ardındaki sır, plan, proje ve etüttü. İşin başında bir mühendis olunca bu işler biraz daha kolaylandı. Dışardan bakınca Arhavi için alışagelmiş rutin işler gibi algılanabilinir. Yılların deneyimi ne yöneticisinde ne de işçisinde telaşa yer vermedi. Hal böyle olunca da başarı, sistem gereği kendiliğinden geldi. Yıllardır büyük özveriyle festivale katkı sağlayan, karşılığında çok cüzi kazanç sağlayan Erdoğan ÖZKAZANÇ’tan söz etmek istiyorum. Erdoğan ÖZKAZANÇ ‘ta bir Arhavili ve bir Arhavi aşığı, her yıl festivalimize katılarak havai fişek gösterimini sunuyor. “Arhavi En İyisine Layıktır” sloganını çok benimsemiş ki; her festival sezonu öncesi Çin’e giderek getirdiği en renkli, en güzel havai fişekleri Arhavili seyircilerin izlemine sunuyor. Arhavi Festival Düzenleme komitesi, her yıl bir fabrika niteliğinde Festival alanı inşaatı yapıyor. İnsan enerjisinin büyük bir kısmını buraya kanal ize ediyor. Oysa festival sahası amaç değil, araçtır. Her yıl fiziki şartların yerine getirilmesinde büyük maddi külfetle karşılaşılıyor. Belediyenin fen işleri 15 gün bu alanda yoğunlaşıp, diğer hizmetlerde aksamalara neden oluyor. Bunca olumlu yapılanmanın yanında en olumsuz olan ve mutlak surette düzeltilmesi gereken en önemli iş festivalin icra alanıdır diye düşünüyorum. Yani yerleşik, düzenli, Arhavi’ye yakışır en az on beş bin kişilik kalıcı festival alanı yapılmalıdır. Bunun literatürdeki adı ise; Amfi-Tiyatro’dur. 36. kez yapılan ve 4 yıldır uluslar arası kutlanan bu festival, artık böyle tenekelerle, saçlarla örtülü baraka görünümlü yerlerde olmaz. Sayısı beş bini aşan insanları buralara sığdırmak için itilerek-kakılarak tıkıştırılamaz. Ve hiçbir şey olmamış gibi davranıp, Dünya’da ve Türkiye’de isim yapmış Lela TSURTSUMIA veya TEOMAN gibi sanatçıları bu olumsuz şartlarda sahneye çıkarmaya zorlamamalıyız. Herkes Cengiz KURTOĞLU gibi mütevazı değildir. Bazıları şartları şöhretiyle paralelleştirmek için dayatmalar yapabilirler. Onlar; kendilerine kulis, dinlenme odası gibi imkânların tahsis edilmesini isterler. Komite olarak öncelikli hazırlığımız yoksa konuklarımızın ayrıntı arzularını karşılayamayız. Bu nedenle de bazı istenmeyen sıkıntılarla program öncesi yüz yüze gelebiliriz. Seyircimizin, eldeki bu imkânlarla mevcut durumlarda sahneye çıkarmağa ikna etme çalışmalarımıza karşı daha sabırlı ve daha profesyonel anlayış içerisinde olması gerekiyor. İşi anlamadan, olayları kavramadan; konuk sanatçıyı şımarıklık, kendini beğenmişlik şeklinde değerlendirip; yuhlar la protesto edersek, had bildirmek gibi ilkel kavramlarla tepki gösterirsek festivalin başarısında çok önemli payın sahibi olan adaplı seyirci özelliğimizi yitiririz. İşte o zaman da felaket olur. Zira seyircisiyle bütünleşemeyen hiçbir organizasyon bu güne kadar başarılı olamamıştır. Efendim. Festivalimizin ikinci en önemli eksikliği ağırlama ve konaklama sahasında yaşanmıştır. Türkiye’nin en büyük 4 inşaat şirketinin sahibi olan Arhavi 36. festivalinde bu ayıbı yaşamamalıdır diye düşünüyorum. Artık Arhavili yatırımcılar bu konuya eğilmeliler. Konukları ağarlıya bileceğimiz doğru dürüst bir tane otelimiz yok. Olanlar ise; yetersiz veya niteliksiz. Bu şartlarda birbirlerinden değerli insanlara, kafilelere mahcup oluyoruz. Festivalimize konserleri ile renk katan Ordu Belediyesi Bando Ekibine verdikleri konserler için teşekkür ederken aynı satırlarda onlara konaklama konusunda layık oldukları itinayı gösteremediğimiz için özür diliyoruz. Bu festivalde bir başka yenilik ise sahnenin sanatçıya ait olduğu gerçeğinin ilk kez uygulanışıydı. Gerek seyirciler ve gerekse sanatçılar uygulamadan pek memnun kaldılar. Haber alma özgürlüğü adı altına sahnede ve podyumda birikerek görüntü kirliliği yaratan yerel gazetecilere ve fotoğrafçılara yer gösterilerek kendilerine ayrılan sahadan çekim yapmaları sağlandı. Canlı yayın kamerasının dışında hiçbir kimse sahnede dolaşamadı. Bu da seyircinin keyif almasına etken oldu. Ancak gündüz etkinliklerin yapıldığı alanlarda bu düzen sağlanamadığı için vatandaş olayların önünde duran gazeteci sırtını seyretmek zorunda kaldı. Bunu da festivalin olumsuz sonuçları olarak kabul edebiliriz. Aynı aileden üç kişinin bir anda çekim yaptığı festival etkinlikleri, bakalım hangi ulusal basında methiyelere mazhar olacak… Herhangi bir etkinlik başarı kazanmışsa altındaki gizli gerçek kolektif çalışmaların sonucu olduğudur. Arhavi festivalinin organizasyonunu hazırlayanlar kadar bu etkinliğin yaşandığı dört günde huzurumuzu ve güvenimizi sağlayan emniyet teşkilatının da başarısıdır. Gerek Artvin Emniyet Müdürlüğünden gelen Polis Memurlarının çabası ve gerekse; Arhavi İlçe Emniyet Müdürlüğümüzün hassasiyeti ile hiçbir kayda değer olay yaşanmamıştır. Yönetiminden dolayı İlçe Emniyet Müdürümüz Şener YILMAZ’a şahsım ve komite adına teşekkür ederim. Polisimizin gösterdiği üstün alaka, yardımseverlik, nezaket ve iş disiplini takdire şayandı. Başarılı bir etkinlik, iyi bir organizasyonun yapıldığını düşünüyorum. Canlı Televizyon yayınları ve Arhavisitesi.com internet aracılığıyla dünyaya Arhavi ve Arhavi kültürü tanıtıldı. Eksiklerde oldu. Ancak; mükemmellik Tanrıya mahsustur. Hiç kimse kusursuz değildir. Burada önemli olan iyi niyettir. Belediyede çalışan tüm insanlar festivalin 3 ay öncesinden itibaren son güne dek çok çalışmışlar ve çok yorulmuşlardır. Başarı varsa en büyük pay onlarındır. Alkışlar, onlara layıktır. Alkışlar, 400-500 milyar bedeli olan prodüksiyonun 50–60 milyara mal edenlerindir. Alkışlar buna cesaret edipte yola çıkanlarındır. Festivallerin kültürel ve turistik boyutu olduğu kadar ekonomik boyutunu da masaya yatırmalıyız. 4 günlük festival etkinliklerinden ekonomik kazancı olmayan hiçbir kuruluş var mı? Ben festivalden dolayı zarar ettim diyen bir esnaf, bir tüccar var mı? Hepsi gani-gani pay aldı katma değerden… Ama bütün bunların yanında bazı isimler de vardı bedel ödeyen. Evet, Adı: Nedim KOYUNCU. İlçemizde AR-PET adı altında akaryakıt istasyonu açan komşumuz Hopa’dan genç bir işadamı. Geçen yıl Haluk LEVENT’in sponsoru olmuştu. Bu yıl da TEOMAN’ın ve orkestrasının tüm giderlerini karşıladı. Tam 50 Milyar lira komiteye katkıda bulundu. Tek bir şey söyledi: “Bunu siz istediniz, getirttim. Seneye de kimi istiyorsanız getirteceğim”. Kalite işin burasında gizlidir. Nedim KOYUNCU ve onun gibiler katkı sağlamazsa Belediye imkanları ile bizim toplumun tatmin olması mümkün değildir. Festivalin öncesinden kendisini kâhin sanan bir takım kalemşorlar sorulmadan beyanat veriyorlar. Onlara göre: “Halkın Festivale İlgisi çok zayıfmış, etkinlikler değersizmiş, eskiden heyecan veriyormuş, şimdi içeriği boşalmış” gibi ithamlarla aklı sıra müsebbip adresi gösteriyorlar. Eskilerden eksilen nedir? Her yıl yeni etkinlikler ilave edilerek aynı şablonda devam etmiyor mu? Galiba olmayanların adını söyleyemiyorsun. Bir başkası “Ben Hiç Festival Coşkusu Görmedim” diyor. O zaman Polis kayıtları ile cevap verelim. 4 günün seyirci toplamı 120 bin. Senin gözünün görmesi için ne olması lazım? Belki de gözlüğünün numarasını değiştirme zamanın gelmiştir. Aslında bu türlere cevap vermek seviyelerine inmek demektir. Ama cevap vermemeyi erdemlik olarak algılayamayanlara ilk ve son kez yazıyorum. Eğer anlamamakta ısrar ederlerse ve sürekli olarak polemik yaratmağa uğraşırlarsa ressamlık kabiliyetimi göstermek zorunda kalacağım. Onlara bir başka anlatım şekli olan çizerek izah etmeğe çalışacağım. Bir işi hiç yapmamak eleştiri almaz. Yapılan en kötü organizasyon eleştirilse dahi hiç yapılmayandan iyi olduğu düşüncesindeyim. Sahip olduğum tek rekorum Arhavi’de sadece bana ait olan 36 yıl festivale hiç ara vermeden çalıştığımdır. Gerek kişiliğimle ve gerekse konumumla hiçbir zaman öne çıkmadan Arhavi’ye ve Arhaviliye bu süreç içerisinde çeşitli hizmetler sundum. Bunları yaparken de kişisel çıkar beklentim hiç olmadı. İmkânlarımı dostlarım ve ihtiyaçlılar için kullandım. Ama bu insanların karşı dostluklarına dahi müşahit olamadım. Bu günden itibaren de, şimdiye kadar hiçbir maddi beklentim ve istifadem olmadığı bu komiteden gençlere yer açmak, yeni fikirlere fırsat tanımak maksadıyla memuriyetim gereği asli görevim olsa dahi aktif olarak ayrılıyorum. Hoşça kalın…
Ali İmdat ÖZÇAKMAK N.Çarmıklı Halk Küt. Müdürü Festival Komitesi Üyesi ...1973-2008 Okunma: 6387
HaBere Yorum Yaz Powered by AkoComment Tweaked Special Edition v.1.4.1 |
||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
| Son Güncelleme ( Pazar, 31 Ağustos 2008 ) | ||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
| < Önceki | Sonraki > |
|---|



















































