Arhavi Kültür & Turizm & Video Sitesi www.ArhaviSitesi.com Arhavinin Dünyaya Açılan Penceresi ArhaviSitesi Yayın Grubu - 23 NİSAN 
İSTANBUL ARHAVİLİLER DERNEĞİ - İSTAD

MENÇUNA 2009 FOTO

Mençuna Şelalesi org. Foto 1

Mençuna Şelalesi org. Foto 2

ARHAVI FOTO

ARHAVİ FESTİVAL PROGRAMI

36.ULUSLARARASI
 ARHAVİ KÜLTÜR VE SANAT FESTİVALİ

35.FESTİVAL PROGRAMI

Kimler Online

Şu anda 19 misafir bağlı

Üye Giriş

ANASAYFA arrow 23 NİSAN
 
q
WEB SAYFAMIZ YENİLENDİ...
MHP GRUP BAŞKAN VEKİLİ OKTAY VURAL ARTVİN'E GELİYOR...
RECEP İVEDİK 3 TÜRKİYE İLE AYNI ANDA ÇARMIKLI SİNEMA SALONUNDA...
CHP ARHAVİ İLÇE BAŞKANI'NI SEÇİYOR...
YÜREĞİNE SOR 12 MART'TA SİNEMALARDA...
ARHAVİ ÇARMIKLI SİNEMASINDA BU HAFTA...
GENEL KURMAY BAŞKANI İLKER BAŞBUĞ " VİCDANSIZLARA SESLENİYORUM"
ARHAVİ'YE YILIN İLK KAR'I YAĞDI...
CHP İLÇE SEÇİMLERİNE DEVAM EDİYOR...
23 NİSAN PDF Yazdır E-posta
Üye Değerlendirme: / 18
Kötüİyi 
Yazar TUNCAY TOLGA ÖZÇAKMAK   
Pazartesi, 23 Nisan 2007
TUNCAY TOLGA ÖZÇAKMAK® - ArhaviSitesi Yayın Grubu
 
 

23 NİSAN

ULUSAL EGEMENLİK

VE

 ÇOCUK BAYRAMIMIZ KUTLU OLSUN...

 

ŞARKILARIMIZI DİNLEMEK İÇİN LÜTFEN ÜZERİNİ TIKLAYINIZ...

Türkiyemiz (Söz: M. Necati ÖNGAY - Muzik: Yücel AŞAN)

Güzel Yurdum (Söz: Hamdi TUNCER - Muzik: Salih AYDOĞAN)

Türkiye'min Dört Yanında (Söz: Ümit BAKIR- Muzik: Ümit BAKIR)

Benim Yüce Milletim (Söz: Oktay ZERRİN - Muzik: Cengiz CERMEN)

A'dan Z'ye Türkiye'miz (Söz: F. KARAMAHMUTOĞLU - Muzik: F. KARAMAHMUTOĞLU)

23 NİSAN ŞİİRLERİNİ OKUMAK İÇİN TIKLAYINIZ...

23 Nisan (1)
23 Nisan (2)
23 Nisan (3)
23 Nisan (4)
Çocuk Bayramı
Bizim Bayramımız
23 Nisan Günü
Çocukların Dileği
Atatürk Çocuk Olmuş
Dünya Çocuk Bayramı
Egemenlik Ulusundur
23 NİSAN FLASH GÖSTERİSİ İÇİN TIKLAYINIZ...
Cumhuriyetin Serveti Atatürk Çocukları.Yaptıklarınız İle Dünyada İz Bırakın, Siz Dünyayı Değil 23 Nisan Gibi Dünya Sizi Örnek Alsın... (T.Tolga ÖZÇAKMAK) 
Kişisel Egemenlikten Milli Egemenliğe (*)
   Milli devlet ve tam bağımsızlık ilkeleriyle birlikte Atatürk'ün devlet anlayışının temellerini oluşturan üçüncü ana ilke, milli egemenliktir. Milli egemenlik, devlet içinde en üstün buyurma kudreti olarak tanımladığımız egemenliğin, millete ait olduğunu ifade eder.
Bu anlamda milli egemenlik, kişi veya zümre egemenliği ile, yani monarşik veya oligarşik yönetim biçimleriyle kesinlikle bağdaşamaz. Tıpkı tam bağımsızlık ilkesi gibi milli egemenlik de, Atatürk'ün Milli Mücadele'nin ilk günlerinden beri açıkça ortaya koyduğu, ısrarla vurguladığı bir temel ilkedir. Daha Erzurum ve Sivas Kongreleri'nde ülke bütünlüğünün ve milli bağımsızlığımızın korunması için, "kuvayı milliyeyi amil ve iradei milliyeyi hakim (milli güçleri etken ve milli iradeyi egemen) kılmak" esasının kesin olduğu belirtilmiştir. Atatürk, Ankara'ya gelişinin ertesi günü (28 Aralık 1920) şehrin ileri gelenleriyle yaptığı görüşmede bu konuda şunları söylemiştir:

   "Bir millet, varlığı ve hakları için bütün kuvvetiyle, bütün fikri ve maddi güçleriyle alakadar olmazsa, bir millet kuvvetine dayanarak varlığını ve bağımsızlığını temin etmezse, şunun bunun oyuncağı olmaktan kurtulamaz... Bu sebeple teşkilatımızda milli güçlerin etken ve milli iradenin egemen olması esası kabul edilmiştir. Bugün bütün cihanın milletleri yalnız bir egemenlik tanırlar: Milli egemenlik..."

   Padişahlığın resmen kaldırılmasından hemen hemen iki yıl önce ve Büyük Millet Meclisi'nde padişahlık kurumuna ilke olarak taraftar çok sayıda milletvekilinin bulunduğu bir dönemde çıkarılan 20 Ocak 1921 tarihli Anayasa (Teşkilat-ı Esasiye Kanunu) milli egemenlik ilkesini en açık biçimde ifade etmiştir: "Hakimiyet bila kaydü şart (kayıtsız şartsız) milletindir. İdare usulü, halkın mukadderatını bizzat ve bilfiil idare etmesi esasına müstenittir. İcra (yürütme) kudreti ve teşri (yasama) salahiyeti milletin yagane ve hakiki mümessili olan Büyük Millet Meclis'nde tecelli ve temerküz eder (belirir ve toplanır)."
Bu ifadelerin monarşik meşrulukla bağdaşmasının mümkün olmadığı, o an için adının konulması sakıncalı görülmüş bile olsa, Büyük Millet Meclisi Hükümeti'nin gerçekte milli egemenliğe dayanan bir cumhuriyet olduğu açıktır. Milli egemenlik ilkesi, 1924, 1961 ve 1982 tarihli daha sonraki anayasalarımızdan da temelini oluşturmuştur.

   Atatürk, Milli Mücadele'nin başlangıcından, kendisinin hayata veda ettiği ana kadar, her fırsatta milli egemenliği Türk toplumuna benimsetmeye çalışmış, her zaman kişisel yönetimin sakıncalarıyla milli egemenliğin üstünlüklerini çarpıcı şekilde karşılaştırmıştır. Çağdaş bir topluma ve çağdaş bir devlete yakışan yönetim şekli, ancak milli egemenliğe dayanan sistemdir. Saltanatın kaldırılmasıyla ilgili Büyük Millet Meclisi görüşmeleri sırasında söylediği şu sözler, bunun en güzel ifadesidir:

   "Cihan tarihinde bir Cengiz, bir Selçuk, bir Osman devleti tesis eden ve bunların hepsini hadiselerde tecrübe eyleyen Türk Milleti bu defa doğrudan doğruya kendi nam ve sıfatında bir devlet tesis ederek bütün felaketlerin karşısında doğuştan taşıdığı kabiliyet ve kudretle yerini aldı. Millet, mukadderatını doğrudan doğruya eline aldı ve milli saltanat ve egemenliği bir şahısta değil, bütün fertleri tarafından seçilmiş vekillerinden meydana gelen bir yüce mecliste temsil etti. İşte o meclis, yüce Meclisi'nizdir.

   Atatürk'e göre monarşik sistemlerde, "tacidarlar kendilerini Allah tarafından gönderilmiş bir şahsiyet farzederlerdi. Bir de tacidarların etrafını alan menfaatçiler vardı. Onlar da padişahların zihniyetleri ile zihniyetlenirler ve padişahın bu zihniyetini, bu arzusunu gökten inen bir emir, bir Kur'an emri gibi herkese telkin ederlerdi. Bu gayet koyu ve sürekli telkinler karşısında hakikaten bir gün bütün halk, bu arzu ve iradelerin yapılması lazım gelen ve kayıtsız şartsız gerekli, gökten inmiş iradeler gibi olduğuna inanırlardı. Böyle idare ve egemenlikten vazgeçmeye rıza gösteren bir milletin akibeti elbette felakettir, elbette musibettir". Atatürk'ün sözleriyle "yeni Türk devleti, bir halk devletidir. Müessesat-ı maziye ise, bir şahıs devleti idi, eşhasın devleti idi". Bu şahıs devleti, Türk toplumunun tabii gelişme sürecini tıkamış, onun gelişme potansiyelini engellemiş ve toplumu çöküntünün eşiğine getirmişti. Ülkenin kurtarılması ve toplumun tabii sürecinde ilerleyebilmesi, "eşhas devleti"nin yerini "halkın devleti"ne bırakmasına bağlıydı. Gene aynı yönde olarak Atatürk, 16 Ocak 1923'te İstanbul basın temsilcilerine şunları söylemiştir:
   Hadiseler ve tarihi tecrübelerimiz bize, milleti koyun sürüsü halinde keyfin, arzu ve ihtirasların ve hiçbir suretle tatmin edilemeyen menfaatlerin elde edilişine sürüklemekle mahvına yol açar mahiyete dönüşen idare tarzlarının artık memleketimizde tatbik yeri kalmadığını göstermiştir. Millet, egemenliğini değil, egemenliğin bir zerresini dahi başkasına bırakmanın sebep olabileceği felaketin, yok olmanın, hüsranın elemini her an kalp ve vicdanında hissetmektedir".

Atatürk'e göre milli egemenlik, sadece padişahlığın değil, eski veya yeni bütün kişisel yönetim biçimlerinin karşıtıdır. "Türkiye devletinde ve türkiye devletini kuran Türkiye halkında tacidar yoktur, diktatör yoktur. Tacidar yoktur ve olmayacaktır. Çünkü olamaz... Bütün cihan bilmelidir ki, artık bu devletin ve bu milletin başında hiçbir kuvvet yoktur, hiçbir makam yoktur. Yalnız bir kuvvet vardır. O da milli egemenliktir. Yalnız bir makam vardır. O da milletin kalbi, vicdanı ve varlığıdır". Atatürk, milli egemenliği yeni devlet düzenimizin temeli olarak görür. Toplum ve devlet hayatının temel değerleri, ancak milli egemenlik ilkesi altında gerçekleşebilir: "Toplumda en yüksek hürriyetin, en yüksek eşitlik ve adaletin istikrarının ve korunmasının sağlanması, ancak ve ancak tam ve kesin manasıyla milli egemenliğin kurulmuş bulunmasına bağlıdır. Dolaysıyla hürriyetin de, eşitliğin de, adaletin de dayanak noktası milli egemenliktir". Ve nihayet, milli egemenlik, çağımızın önüne geçilmez, karşı konulmaz bir akımdır: "Milli egemenlik öyle bir nurdur ki, onun karşısında zincirler erir, taç ve tahtlar yanar, yok olur. Milletlerin esareti üzerine kurulmuş müesseseler her tarafta yıkılmaya mahkumdurlar".

   Atatürk'ün milli egemenlik ilkesine sadece düşünceleriyle değil, derin kişisel duygularıyla da ne kadar bağlı olduğu, annesinin ölümünden birkaç gün sonra onun mezarı başında yaptığı şu konuşmada gözlemlenmektedir: "Valdem bu toprağın altında, fakat milli egemenlik ilelebet payidar olsun. Beni teselli eden en büyük kuvvet budur... Valdemin mezarı önünde ve Allah huzurunda and içiyorum, bu kadar kan dökerek milletin elde ettiği ve belirttiği egemenliğin muhafaza ve müdafaası için icabederse valdemin yanına gitmekte asla tereddüt etmeyeceğim. Milli egemenlik uğrunda canımı vermek, benim için vicdan ve namus borcu olsun".
(*) Prof. Dr. Ergun ÖZBUDUN
HAZIRLAYAN: TUNCAY TOLGA ÖZÇAKMAK
KAYNAK: MİLLİ EĞİTİM BAKANLIĞI
FOTO: GENEL KURMAY BAŞKANLIĞI

Okunma: 6045

Yorumlar (10)
RSS comments
1. 21-12-2008 19:55
 
arhaviyi seviyorum
:d:d:d:d:
Registered
 
Bu posta adresi spam botlara karşı korumalıdır, görebilmek için Javascript açık olmalıdır
4. 20-06-2008 23:12
 
siz
bu site çok güzel olmuş ama birşey eksik aradım aradım bulamadım yukarı hacılar mahallesi'ni çok görmek istiyodum ama yok :) :grin ;) 8) :p :roll :eek :upset :zzz :sigh :? :cry :( :x
Guest
 
Bu posta adresi spam botlara karşı korumalıdır, görebilmek için Javascript açık olmalıdır
6. 25-04-2008 13:07
 
cok güzel
:zzz :cry :cry :cry :cry
Guest
 
sedanur
7. 25-04-2008 13:07
 
cok güzel
:zzz :cry :cry :cry :cry
Guest
 
sedanur
8. 25-04-2008 13:07
 
cok güzel
:) :grin ;) 8) :p :roll :eek :upset :zzz :sigh :? :cry :( :x
Guest
 
jale
9. 25-04-2008 13:06
 
cok güzel
slm merhaba bu siteyi çok beğendim bide canlı tvyi büyük ekran yapıp atvyi ekleseniz çok iyiy olcak:d:)
Guest
 
edanur
10. 23-04-2008 00:44
 
cok güzel
Cumhuriyetin Serveti Atatürk Çocukları.Yaptıklarınız İle Dünyada İz Bırakın, Siz Dünyayı Değil 23 Nisan Gibi Dünya Sizi Örnek Alsın...
Guest
 
TUNCAY TOLGA ÖZÇAKMAK ®

HaBere Yorum Yaz
Name:
E-mail
Web Siteniz
Baslik:
Yorumunuz:



Bu Habere yapilan Yorumlardan Haberdar olmak istiyorum

Powered by AkoComment Tweaked Special Edition v.1.4.1

Son Güncelleme ( Çarşamba, 23 Nisan 2008 )
 
< Önceki   Sonraki >